Fatma Kazankaya

Fatma Kazankaya
@kitap_dostuumm
Ege Üniversitesi
İzmir
Çanakkale
323 okur puanı
Mayıs 2022 tarihinde katıldı
10/10
·392 syf.··
2026 78. kitabı
On hafta sürecek cennet gibi bir tatilin yanı sıra büyük ödülü kazanmak, program aracılığıyla ünlü olmak ve nihayetinde mükemmel bir çift olduğunu kanıtlamak kulağa güzel geliyor değil mi? Herkes mükemmel görünüyordu. Ta ki ilk ceset bulunana kadar. Lyla Santiago; kariyerinde sıkışmış bir virolog. Erkek arkadaşı Nico ise oyuncu olmak isteyen biri. Nico'nun isteğiyle birlikte "Mükemmel Çift" adlı bir reality şov yarışmasına katılıyorlar. Esasınsa Lyla, bu programa katılmak için çokta hevesli değil ama bu şovun ilişkilerini düzene sokmak için bir fırsat olduğunu düşünerek kabul ediyor. Beş çift, tropik ve ıssız bir adada hem aşklarını hem de uyumlarını kanıtlayarak büyük ödülü kazanmaya çalışacaklar. Herkes kusursuz görünse de hâl ve hareketlerinden, verdikleri röportajlardan içten içe o kadar da kusursuz olmadıkları hissediliyor. Ama hiçbiri olayların bu noktaya geleceğini tahmin edemezdi, katil hariç. Adaya geldikten kısa süre sonra şiddetli bir fırtına çıkıyor. Yarışmacılar dış dünyadan tamamen koparken yiyecek ve su sıkıntısı başlıyor. Ardından gizemli ölümler yaşanmaya başlıyor. Artık mesele yarışmayı kazanmak değil, hayatta kalmak. Sesler yükselirken bitmeyen kavgalar, kutuplaşmalar ve zorbalık ayyuka çıkıyor. Lyla hem kime güvenebileceğini bulmaya hem de adadaki ölümcül sırrı çözmeye çalışıyor. Kendisine yakın ve samimi görünen insanların bile yaklaşımından şüphe duyarken bu adadan sağ çıkmanın bir yolu var mı? Lyla başta olmak üzere Joel karakterini çok sevdim, Zana karakterine hem üzüldüm hem de takdir ettim. Mükemmel görünen insanların, baskı altında ne kadar kusurlu olabileceğini, korku, açlık ve çaresizlik karşısında insanların nasıl davranacağını, insanların en zor koşullarda gerçek yüzlerinin ortaya çıktığını, dışarıdan mükemmel görünen ilişkilerin
Mükemmel ÇiftRuth Ware · The Kitap · 202611 okunma
Reklam
Puan vermedi·468 syf.··
2026 77. kitabı
Karanlık, sandığımız gibi ışığın yokluğu değil; insanın içindeki boşluktur. İki yaşındaki Henry Clark’ın gizemli şekilde kaybolmasıyla başlıyor eser. Bir sabah Henry’nin beşiği boş bulunur; geriye yalnızca açık bir pencere ve kanlı bir battaniye kalır. Polis ve medya hemen annesi Colleen Clark’ın üzerine gidiyor. Çünkü ortada zorla girildiğine dair net bir iz yok ve herkes aynı soruyu soruyor: “Bir anne kendi çocuğuna bunu yapabilir mi?” Colleen, kasabanın gözünde suçluya dönüşürken özel dedektif Charlie Parker davaya dahil oluyor. Parker geçmişte karısını ve kızını korkunç şekilde kaybettiği için, bu travma onun hem hayatını hem de baktığı her vakayı içselleştiriyor. Parker, Colleen’in gerçekten suçlu olup olmadığını araştırdıkça olayın göründüğünden çok daha karanlık olduğunu fark ediyor. Kasabadaki eski sırlar, bastırılmış suçlar ve insanların sakladığı korkular birer birer ortaya çıkıyor. Henry’nin kayboluşu yalnızca bir çocuk kaçırma vakası değil; herkesin kendi karanlığıyla yüzleştiği psikolojik bir kabusa dönüşüyor. Charlie Parker ise hem Henry’yi bulmaya hem de Colleen’in gerçekten masum olup olmadığını çözmeye çalışırken, kötülüğün bazen insan yüzlü olmadığını hissetmeye başlıyor. Karanlığın Fısıltıları; polisiye-gerilim ile doğaüstü korku atmosferini birleştiren karanlık bir roman. Kitabın merkezinde eski polis dedektifi ve özel dedektif olan Charlie Parker var. Parker, geçmişindeki büyük kayıpların ve travmaların gölgesinde yeni bir vakayı araştırırken kendini yalnızca bir suçun değil, neredeyse “şeytani” bir kötülüğün izinde buluyor. Olaylar, kaybolan insanlar, işlenen vahşi cinayetler ve küçük kasabaların bastırılmış sırları etrafında gelişiyor. Charlie Parker araştırmayı derinleştirdikçe, cinayetlerin ardındaki kişinin yalnızca bir katil olmayabileceğini
Karanlığın FısıltılarıJohn Connolly · The Kitap · 202686 okunma
Puan vermedi·32 syf.··
2026 76. kitabı
Mutluluk, sahip olduklarını fark etmek ve kendini olduğu gibi kabul etmekten gelir. Pöti; küçük bir bisküvi. Zamanla bisküvisinin arasına lokum eklenince büyüdü ama bir noktadan sonra yeterli olup olmadığını sorgulamaya başlıyor. Bir lokumlu bisküvi olmak dışında başka ne olabilir? Çeşitli şeyler deniyor; çörek, lolipop, kek... Ama hiçbiri kendisini yeterli ve memnun hissetmesine yetmiyor. Böylece Pöti araştırıyor, çok kitap okuyor, çeşitli aktiviteler yapıyor, geziyor. Her şeyi denediği ve dinlenmek için gökyüzüne baktığı bir akşam aradığı şeyin cevabını buluyor: mutluluğun dışarıda değil kendi içinde ve sahip olduklarında olduğunu keşfediyor. Özgüven, kıyaslama, tatmin duygusu, benlik üzerine kaliteli çizimleri ile küçükten büyüğe herkesin ders çıkaracağı enfes bir kitap Mutlu ve Yeterli Pöti, canıgönülden tavsiyemdir.
Mutlu ve Yeterli PötiBrenda S. Miles · The Kitap Çocuk Yayınları · 20263 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2026 75. kitabı
Hikâyeleri kim anlatıyorsa, gerçeği de o mu belirler? Iskarta'ya ayrılacak bir geminin Akdeniz'den başlayan ve İstanbul'da son bulacak dönüş yolculuğunda gerçek ile kurgusal hikâye iç içe geçiyor. Kurgu içinde kurgu okuyoruz, aradaki denge öylesine güzel ki hele bir noktadan sonra hikâyelerin karanlık sırları kesiştiğinde... 47 Numaralı Kamara'da yolculuk eden ünlü yazar Hikmet Bey, güzel eşi Merve ve yeni romanını yazmak için Hikmet Bey'e yardım eden asistan Murat. Gerçek zaman döngüsünün ana karakterleri bu üç kişi. Murat'ın henüz nedenini bilmediğimiz bir şekilde Hikmet Bey'e duyduğu nefret ve ilmek ilmek işlediği oyunu üzerine başlıyor roman. Murat, kaleme alınan romana yön verdiği ve kendi katkısının çok olduğunu savunurken imzasını Hikmet Bey'in taşıyacağı bu roman için bir hayalet olduğunu biliyor. Bu yüzden bir hayalet hikâyesi, gölgede kalan ama yön veren, gerçekleri istediği şekilde büküp, yazar ve okuyucunun aklıyla oynayabilen bir güç. Hikâye, bu iki karakter arasındaki ilişki ve anlatılan/ yazılan metinler üzerinden ilerlerken her iki bölümde de okurun merak duygusunu diri tutmayı başarıyor. İlk başta ki duygu ve düşüncelerim ile kitap bittiğinde düşündüğüm ve hissettiklerim bambaşkaydı. Okur-yazar ilişkisi üzerine tespitleri çok hoşuma gitti. Bir yazar olarak okurun beklentisini çok iyi anlayan, analiz eden birisi. Hikmet Hükümenoğlu'nun her eserinde özgün, okurun merakını çekmeyi başaran, sürükleyici eserler kaleme alması takdire şayan. Yine büyük bir merakla okudum, sadece sonunu daha yüksek ve keskin beklemiştim biraz stabil kaldı ama yine de severek okudum, sizlere de tavsiyemdir.
47 Numaralı KamaraHikmet Hükümenoğlu · İthaki Yayınları · 2026211 okunma
Puan vermedi·377 syf.··
2026 74. kitabı
Kanlı Topraklar; “ekmek kavgası”nın sadece karın doyurmak değil, aynı zamanda onurunu koruma mücadelesi olduğunu gösteren bir roman. Eser; yazarın diğer romanlarında olduğu gibi, Çukurova’da pamuk tarlalarında çalışan yoksul işçilerin yaşam mücadelesini anlatıyor. Toprak sahipleri işçileri sömürürken, işçiler hem açlıkla hem de bu adaletsizlikle mücadele ediyor. Bazıları düzene boyun eğerken, bazıları ise direnmeye çalışıyor. Çırçır Katibi Topal Nuri çırçır makinelerini temizletmek için Kantarcı Mustafa'dan hamal istemesi üzerine başlayan eser, iki tarafın karşı karşıya gelmesi ve kolay yoldan para kazanmak uğruna göz yumulan adaletsizliğe doğru evriliyor. Yani eser bireysel hikâyeden ziyade toplumun fotoğrafını çekiyor. Üç ayrı sınıf var; Ağalar (Toprak sahipleri), ırgatlar (işçiler) ve arada kalanlar. Olaylar öyle bir hâle geliyor ki iffetsizlik, ikiyüzlülük, para ve güç için karakter bozulması ve yozlaşma ile karakterlerin attığı adımlar kimi zaman beni hayrete düşürdü. Topal Nuri'nin karısı tutumunu ve duruşunu sevdiğim tek karakterdi. Mustafa'nın akıllanmaz avanaklığı, ağaların para için mazlumun hakkını yemesi, Kabak Hafız'ın din sömürüsü üzerinden insanları kandırması, Nedim Ağa ve birçok karakterin uçkur sevdası ve Şehnaz'ın ucuz ve basit hareketleri kısaca beni sinir eden çok detay vardı. Olan yine mazluma oluyor. Hayat yeterince adaletsiz, okurken bari hak yerini bulsun dedim ama maalesef beni tatmin etmeyen bir son vardı
Kanlı TopraklarOrhan Kemal · Everest Yayınları · 2018686 okunma
Reklam