Hyunam-Dong Kitabevi
6/10
·288 syf.··
2026 31. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 09:43
Hyunam-Dong Kitabevi’ni okumaya karar vermemde kitabın kapağının ve kitap dünyasındaki görünürlüğünün büyük etkisi oldu. Görselindeki o sıcak sokak, akşam ışıkları, küçük bir kitabevi ve sakin atmosfer bende daha farklı bir hikâye beklentisi oluşturdu. Sanki sayfaların arasında beni bambaşka bir dünyaya götürecek, belki biraz gizemli, belki biraz fantastik, alışılmışın dışında bir kurgu beni bekliyormuş gibi hissettim. Fakat kitabın içine girdikçe karşıma çıkan hikâye, hayal ettiğimden çok daha sakin bir yerde duruyordu. Bu kitap büyük olayların, şaşırtıcı dönüşlerin ya da güçlü bir maceranın peşinden gitmiyor; daha çok insanların kendini bulma yolculuğunu, hayattan yorulduklarında yeniden başlayabilme cesaretini anlatıyor. Kitabın merkezindeki Yeongju karakteri, toplumun kendisine çizdiği yoldan ayrılarak kendi istediği hayatı kurmaya çalışan biri. Başarılı görünmek, herkesin beklediği kişi olmak ya da alışılmış kalıplara uymak yerine kendi iç sesini dinleyerek bir kitabevi açıyor. Aslında bu fikir kitabın en sevdiğim taraflarından biri oldu. Çünkü kitap okumayı seven herkesin içinde bir yerde böyle bir hayal vardır: Kendi kitaplığını oluşturmak, sevdiği kitaplarla çevrili bir alan yaratmak, insanlara kitaplarla dokunmak… Yeongju’nun açtığı kitabevi yalnızca kitap satılan bir yer değil; insanların kendilerini ifade ettiği, dinlendiği ve belki de hayatlarında eksik kalan bir parçayı tamamlamaya çalıştığı bir alan olarak karşımıza çıkıyor. Kitabevine gelen karakterlerin her biri farklı bir hayat yükü taşıyor. Kimisi kendini başarısız hissediyor, kimisi beklentiler altında eziliyor, kimisi ise ne istediğini bulmaya çalışıyor. Yazar burada karakterlerin büyük kırılmalarını değil, küçük değişimlerini anlatmayı tercih etmiş. Bir insanın bir konuşmayla, bir kitapla veya bir
Roman
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,2bin okunma
Okurken ciddiyeti kapı dışında bırakmanız gereken kitap
Puan vermedi·136 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 22:13
Türk mizahının üretken kalemlerinden biri olan yazarımızı kitapçı rafında görünce alıp arka kapağı okumak istedim. Arka kapakta Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz,Oğuz Aral , Hüseyin Rahmi Gürpınar, Umur Bugay ın yazılarını görünce dikkatimi çekti. 2025 basımı bir kitaba nasıl yorum yapmış olabilirlerdi ki? Arka kapak ironisi hoşuma gittiği için aldığım bu kitapta aslında zekice yapılmış kelime oyunları son derece güncel olaylara da değinerek kullanıldığı için hem güldüm hem de insan ilişkilerini ve modern dünyanın tuhaflıklarını Gani Müjde nin süzgecinden geçen bir çeşit taşlama şeklinde okumuş oldum. Okumayı düşünen herkese keyifli okumalar...
Mizah
İmmortalGani Müjde · Alfa Yayınları · 202531 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 85. kitabı
Hatıraların kitap olarak kaydedildiği bir kitapçı düşünün. Yazar kızımız sevgili Jiwon'un yolu hatıra kitabevine düşüyor. Kitabevinde çocukken okuduğu şu an çoktan bağışladığı ve elinde olmayan kendi kitaplarına rast geliyor sonrası hatıralarının yazılı olduğu ciltli ajandalara. Tüm anıları saklayan bu kütüphanede ömrünüzden kalan zamanınızdan alınmak üzere geçmişe üç saatlik üç yolculuk yapılabiliyor. Annesini yedi sene önce kanserden kaybeden ve acısıyla baş edemeyen genç kızımız bu yolculukların ilkine annesini kurtarmak için diğer ikisine de annesiyle anılarına yeni ve kaliteli olanları eklemek için çıkıyor. Kendisi için yaptığı birçok fedakarlığa şahit olduğu annesine karşı empati duygusu ve anlayışı gelişirken yaşamında baş edemediği o ayrılık acısına şifayı bu yolculukta buluyor. Yazarımız; "Ben sadece herkesin içinde bir yerlerde sakladığı kayıpları içten bir empati ile dokunmak ve bu yolculukta size sıcak bir yoldaşlık edebilmek istedim. Nasıl ki kendi yolunu arayan bana bir mucize gibi Hatıra Kitabevi geldiyse sizler de bir gün mutlaka kendi kitabevinizle buluşacaksınız." diyor. 160 sayfa su gibi akıp gitti, keyif veren güzel bir eserdi. Reklam değil. #hatırakitabevi #songyujeong @yuzukitap "Hatıra Kitabevi bana hayatımı değiştirecek bir mucize değil onu daha iyi yaşamam için paha biçilemez bir fırsat sunmuştu." ~ "Annemin sevgisine layık bir karşılık verebilmek için çıkmıştım bu yolculuğa; fakat geçmişe gidip o günlere şahit oldukça, bu sevginin karşılığını ödemeye gücümün yetmeyeceğini anladım. Bir insan bunu nasıl başarabilirdi? Hiçbir karşılık beklemeden, nasıl bu kadar hesapsızca sevebilirdi? Kimse dünyaya elleri, ayakları gibi bu sonsuz sevme yeteneğiyle gelmiyor sonuçta. Bir kadın, sırf karnında bir can taşıdı ve onu dünyaya getirdi diye nasıl
Hatıra KitabeviSong Yu-jeong · Yuzu Kitap · 20264 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2026 336. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 11:40
Matt Haig kalemiyle ne zaman buluşsam, kendimi bir yazarla değil de ruhumu benden daha iyi tanıyan bir dostla dertleşiyormuş gibi hissediyorum. Onun o felsefi dokunuşları, hayatın karmaşasını basite indirgeyen dili bu yeni kitabında da beni büyülemeyi başardı yine..Sayfalar o kadar akıcı, o kadar sürükleyiciydi ki zaman adeta raylarda kayıp giden bir tren gibi aktı. Kitabı bitirdiğimde heybeme kalan en can yakıcı gerçek şu oldu: Çoğu zaman içimizdeki acıları ve kırgınlıkları bastırmak için çılgın bir hırsla başarı basamaklarını tırmanmaya çalışıyoruz. Hep daha fazlasına sahip olmak isterken, aslında elimizdekilerin kıymetini ne kadar ıskaladığımızı fark edemiyoruz. İşte tam bu noktada, aklıma şu cümle geliyor. “İnsan, avucunun içindeki saklı mutluluğu görmeyi reddedip gözünü ufkuna diktiğinde, elindekini de rüzgara feda ediyor." Kitabı kısaca bahsedeceğim; 81 yaşındaki bir kitapçı zinciri sahibi olan Wilbur Budd’ın hikayesiyle götürüyor. Ömrünün neredeyse tamamını işine, hırslarına adamış ve bu uğurda hayatının en büyük aşkı Maggie'yi bile ihmal etmiş bir adam Wilbur. Tam ölümün eşiğindeyken, onun için bir son değil, aslında geçmişine doğru giden büyüleyici bir tren yolculuğu başlıyor. Kitap boyunca Wilbur ile birlikte o vagona biniyor, onun hayatının en parlak ve en karanlık duraklarına uğruyoruz. Her durakta Wilbur’un karanlığı,seçimleri..Tek bir katı kural var Geçmişteki halinle asla konuşmamak. Matt Haig o bildiğimiz su gibi akan, samimi ve duru diliyle bizi pişmanlıkların, kaçırılan trenlerin ve ikinci şansların peşinde muazzam bir yolculuğa çıkarıyor. Keşke benimde böyle bir şansım olsa ben acaba hangi durakta durmak ister,zamanı durdurmak isterdim. Okurken düşündürüyor. Kitabın asıl gücü ise fantastik zemininden ziyade, karakterlerin iç dünyasındaki o ağır
Alıntı
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026329 okunma
7/10
·304 syf.··
2026 35. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 07:58
Gece Yarısı Treni Matt Haig Bu yazar ile ilk kez bu kitabı sayesinde tanışmış oldum. Klasik fizikte sadece ileri akan zamana zıt olarak kuantum fizik, geriye dönük nedensellik teorisi (retrocausality) ile şu anda veya gelecekte yapılan bir seçimin, bir gözlemin, geçmişteki bir parçacığın, davranışını, geçmişini ve durumunu etkileyebileceğini söyler. Yazar ,kuantum fiziğin, geriye dönük nedensellik teorisi gibi teorilerini, ilkelerini temel alarak romanını yazmıştır.Bu teoriyi bilirsek romanı daha iyi anlarız diye düşünüyorum. Kitabın arka kapağında yazar zaten romanin konusunu anlatmış. 81 yaşındaki, kitapçı zinciri sahibi olan Wilburn Budd çocukken yaşadığı acılardan kaçmaya çalışırken, o acıları, duyguları hissetmemek için, kendini işi ile uyuşturur. Kendini fazlasıyla işine adar ve eşini arkadaşlarını ihmal eder ve onları kaybeder. Yaşamında, yaptığı seçimlerden ,aldığı kararlardan dolayı çok pişmandır. Bir telefon görüşmesi sonucu işler düzelmeye başlıyor gibi olurken, ölür. Ölüm sonrası bir tren aracılığıyla bütün hayatını film şeridi gibi izler. Kendisi için önemli olan sahnelerde tren o sahnenin istasyonuna yanaşır ve ölü karakterimiz o sahneyi yeniden izler . Ölü karakter, anılarını izlerken, anılarındaki genç haliyle konuşup ,onu yapacağı yanlışlarla ilgili uyarmaması ,onunla konuşmaması gerekiyordur. Karakterin yanlış yaptığı sahnelerdeki o üzüntüsünü pişmanlığını çok derinden hissettim ,ağladığım bile oldu. Bundan sonrası spoiler olacağı için burada durmam gerekiyor. Edebiyatta. Kuantum Kurgu (Quantum Fiction ) tarzını kullanmıştır. Kişinin, kendisini sorgulaması ,yanlışlarla yüzleşmesi ,geçmişiyle yüzleşmesi ,seçimleri ve kararlarını sorgulaması ,bundan dolayı yaşadığı acı konularından dolayı varoluşçu edebiyat
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026329 okunma
Bazı insaları karanlık yapan ten renkleri değildir!
8/10
·192 syf.··
2026 593. kitabı
Bu kitabı yüksek lisans yaptığım dönemde, bana göre oldukça marjinal ama bir o kadar da saygı duyduğum, fikirlerini ilgiyle dinlediğim bir hocamın önerisiyle okumuştum. Açıkçası kendi başıma kitapçı raflarında görsem elime alır mıydım emin değilim. Ama bazen bir kitabı değerli kılan sadece içeriği değil, onu hayatımıza sokan insanlardır. Köle de benim için biraz böyle bir kitap oldu. Hans Kirk’in Köle adlı eserini okurken sürekli aynı düşünce zihnimde dönüp durdu: İnsanlar neden birbirlerine bunu yapar? Bir insanın başka bir insan üzerinde böylesine bir hak iddia etmesi, onu satın alınacak, satılacak, çalıştırılacak bir nesne gibi görmesi nasıl mümkün olabilir? Kitap, siyah ve beyaz insanlar arasındaki ayrımı, kölelerle efendiler arasındaki uçurumu, lordların ve güçlülerin sahip olduğu ayrıcalıkları bütün çıplaklığıyla gösteriyor. Ancak bana göre anlatılan yalnızca kölelik değil. Bu eser aynı zamanda sınıfsal farklılıkların, eşitsizliğin, adaletsizliğin ve gücün insanı nasıl değiştirebildiğinin hikâyesi. Okurken zaman zaman kendimi hikâyenin dışına çıkarıp bugüne baktım. Aradan yüzyıllar geçmiş olsa da dünyanın birçok yerinde güçlü ile güçsüz arasındaki mesafenin hâlâ ne kadar büyük olduğunu düşündüm. Belki yöntemler değişiyor ama adaletsizlik çoğu zaman biçim değiştirerek yaşamaya devam ediyor. Ben dünyaya biraz farklı bakıyorum sanırım. Her insanın bu hayata yalnızca bir kez geldiğini düşünüyorum. Bu yüzden doğduğu andan itibaren birinin her şeye sahip olması, bir başkasının ise daha en baştan kaybetmiş olması beni hep üzmüştür. Bir çocuğun aç doğduğu, bir insanın sırf ten renginden, sınıfından ya da doğduğu yerden dolayı daha değersiz görüldüğü bir dünyayı anlamakta zorlanıyorum. Kitabı okurken içimde çocukça bulduğum bir istek de yeniden ortaya çıktı. Bazen
KöleHans Kirk · Yordam Kitap · 2018363 okunma