Her türkü tek başına bir tarih sanki. Öyle içten, öyle canlı ki, insan türküyü yakanları, söyleyenleri karşısında, yanı başında görür gibi oluyor. Onlar gibi yaşamak, onların acılarına ortak olmak, onlar gibi sevmek istiyor. O nesiller işte bu türkülerde, bu türkülerle yaşamaya devam ediyorlar.
İnsan denize açılınca türkü söylemek gelir içinden, deniz insana ilham verir. Ve deniz söylenen türküyü anlar. Yürekten duyarak söylediğin türküyü o da yürekten ve hemen kabul eder.
Mesele ekmek meselesi de değil. Tarihin çarkı gittikçe daha hızlı dönüyor. Çocuklarımız her şeyi kendileri anlayıp öğrenmek, kendi akıllarıyla yapmak, bizim işlerimizi üstlenmek zorunda kalacaklar. Onun için onların hayatı bizimkine göre daha zor olacaktır.
Ama herkes çocuklarımızın bizden daha iyi, daha rahat ve mutlu yaşayacağına inanıyor. Sen ise tam aksini söylüyorsun. Atom savaşından mı söz etmek istiyorsun ?
Benim mirasım, benim ruhumdan, benliğimden , yazılarımdan ibaret olacak. Savaş yıllarında görüp yaşadığım olayları anlatan yazılardan ibaret. Çocuklarıma bırakacağım başka zenginliğim yok.