…çünkü kelimeler sadece kendilerini anlatmak için icat edilmiştir, anlatılabilir olanı dile getirmek için, yani bize hükmeden, hayat veren, bizi ilgilendiren, bizi biz yapan şeyler haricindekileri söylemek için…
Dünyanın asıl derdi de buydu, yeni olan hiçbir şey yoktu, sakladığı sürpriz falan. Bunamış yaşlı bir teyze gibi sürekli kendini yineleyip duruyordu. Defalarca anlatılan öykülerden bıkmış usanmıştı. Sana şeyden hiç söz etmiş miydim? Evet, etmiştin, o yüzden de kapa çeneni, …
… ölmekte olan bir insanın son nefes verişi de öyledir. Yaşama veda edişte yumuşaklık vardır; “kopuşta, tamamen kopma yanılsamasında”, terk edişte, yasta, bırakmada..
“Hayallerinizin değil, merak ettiklerinizin peşinden gidin. Hayatta ne yapacağınızı bilmiyor musunuz, olsun. Neyi merak ediyorsanız onunla ilgilenin. Birinden birine zıplayın, birinden sıkılırsanız diğerine sarın. Çünkü insanlar böyle durumlarda ikiye ayrılır, tek bir hedef ve hayal için yaşayan, gözü başka bir şey görmeden hep aynı ağacı oyan ağaçkakanlar ve daldan dala zıplayan, neşeli, meraklı ve aslında daha ilginç olan arı kuşları. Ve unutmayın, ağaçların ve çiçeklerin tohumlarını birinden diğerine taşıyan ve onların çoğalmasını sağlayanlar da sıkıcı ağaçkakanlar değil, hareketli arı kuşlarıdır.” #lizgilbert