Bu krallık benim bir parçamdı. O beni istesin ya da istemesin, ben de krallığın bir parçasıydım. Kan bağı olsun ya da olmasın, buranın kralının kızıydım. Ebeveynlerimin kemikleri bu ülkede gömülüydü. Gece Hanesi tenimi ya da kalbimi ne kadar incitirse incitsin, burada kalacaktım. Burada yaşayan ve bundan başka seçeneği olmayan diğer insanlar gibi.
Ait olduğum yer burasıydı.
Vampirler, ölüm tanrıçasının evlatlarıydı. Bu sebeple ölümden insanların korktuğu kadar korkmalarını biraz komik buluyordum. Her seferinde onları izler, ölümün onları almaya geldiğini fark ettiklerinde yüzlerine çöken dehşeti görürdüm.
En azından bu konuda aynıydık. Sonumuz geldiğinde hepimiz gerçek birer korkaktık.
Kral onu eve götürecekti.
Hiaj vampirlerinin kralı, Gece Hanesinin fatihi, Tanrıça Nyaxia'nin kutsanmışı ve bu diyarlara ayak basmış en güçlü adamlardan biri olarak kollarındaki çocukta kendinden bir parça görmüştü. Onu izlerken tam da kızın yumruk yaptığı elinin hemen altında, göğsünde sıcak ve acı tatlı bir his kıpırdanmıştı. Bu his, açlıktan çok daha tehlikeliydi.
Tarihçiler ve âlimler asırlar sonra, geçmişte kalmış bu anı inceleyeceklerdi. Bir gün bir imparatorluğu devirecek olan bu kararı gözden geçireceklerdi.
Çok tuhaf bir seçim, diye fısıldayacaklardı. Bunu niye yapmış ki?
Gerçekten nedeni neydi?
Sonuçta vampirler, kalplerini korumanın ne kadar önemli olduğunu herkesten iyi biliyorlardı.
Anlaşılacağı üzere, sevgi herhangi bir kazıktan çok daha keskindi.
“İnsanlar boğulur, tilkiler tavuk yer, insanlar kanserden ölür. Bunların hepsi korkunç ama gerçekleşen şeyler. Ve bu, son ölüm de olmayacak. Annenizle babanız da ölecek ve eğer siz de benim kadar yaşlanırsanız, inanın bana, hayattaki arkadaşlarınızın sayısı bir okey masası kurmaya yetecek kadarsa şanslısınız."
"Bu pek rahatlatıcı olmadı."
"Ama gerçek bu. Ve bunu size söylüyorum çünkü hayat durup sizi beklemez. Devam eder ve siz de giderek ölüme yaklaşırsınız. Yas tutmak normaldir, uzun süre yas tutmak da normaldir ancak iki yıl sonra bile hayatınızdan vazgeçmek normal değildir. Vadideki bir korkuluğun üzerinde durup atlayacak cesareti bulmayı dilemek normal değildir."