Kitap Güncesi

Kitap Güncesi
@kitapgunlukleri95
İlker - Bibliofil Evet, kitap okumak bir sanattır; belki de yazmak kadar güçlü bir sanat.
Muhasebe
Üniversite
9 kütüphaneci puanı
413 okur puanı
Mayıs 2024 tarihinde katıldı
Karakterleri Sevdim, Hikâyeyi Değil
6/10
·400 syf.·
Beğendi
·
2026 19. kitabı
Off-Campus #3: Hesaplaşma (The Score) – Dean & Allie Serinin üçüncü kitabını da bitirdim. İlk kitaptan beri Dean ve Allie, hikayelerini en çok merak ettiğim karakterler arasındaydı. Bu yüzden kitaba büyük bir beklentiyle başladım. Hatta seride en çok eğleneceğim kitabın bu olacağını düşünüyordum. Ancak kitap bende beklediğim etkiyi yaratmadı. Bunun en büyük sebebi, hikâyenin büyük ölçüde fiziksel çekim ve cinsellik üzerine kurulmuş olmasıydı. Elbette romantik kitaplarda bu tarz sahnelerin bulunmasına karşı değilim. Hatta yerinde kullanıldığında karakterlerin gelişimine katkı sağladığını düşünüyorum. Fakat burada denge benim için biraz kayboldu. 400 sayfalık kitabın önemli bir kısmını çıkardığınızda geriye çok güçlü bir olay örgüsü ya da karakter derinliği kalmadığını hissettim. İlk kitapta Hannah ve Garrett’ın geçmişlerinden gelen yükleri, kişisel mücadeleleri ve birlikte büyümeleri hikâyeyi daha etkileyici kılıyordu. Burada ise karakterlerin yaşadığı sorunlar çoğu zaman yüzeysel geçiliyor. Dean ve Allie aslında ayrı ayrı sevdiğim karakterlerdi. Bu yüzden onların hikâyesinden daha fazlasını bekledim. Fakat ilişkilerinin gelişimi bana çoğu zaman duygusal yakınlıktan çok fiziksel yakınlık üzerinden ilerliyormuş gibi geldi. Aşkın derinleştiğini görmek yerine, bunun daha çok anlatıldığını hissettim. Kitap boyunca bazı olaylar da sanki sadece hikâyeye hareket katmak için eklenmiş gibiydi. Özellikle final bölümünde yaşanan bir kayıp, beni üzse de hikâyenin genel akışı içinde biraz zorlama durduğunu düşündüm. Belki birçok okur için serinin en eğlenceli kitaplarından biri olabilir. Nitekim bu kitabı serinin favorisi olarak gören çok kişi var. Ancak benim için durum tam tersi oldu. Dean ve Allie gibi potansiyeli yüksek iki karakterden çok daha güçlü ve unutulmaz bir
Alıntı
HesaplaşmaElle Kennedy · Yabancı Yayınları · 20221,780 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Logan’ı Sevdim, Kitabı O Kadar Değil
7/10
·374 syf.·
Beğendi
·
2026 18. kitabı
Herkese merhaba! Off-Campus serisinin ilk kitabı olan The Deal beni reading slump’tan çıkarınca hiç vakit kaybetmeden ikinci kitap olan The Mistake’e (Hata) geçtim. Sonuçta bu kitap Logan’ın hikâyesiydi ve ilk kitaptan beri Hannah’ya karşı bir şeyler hissettiğini gördüğümüz karakterin kafasının içinde neler döndüğünü merak ediyordum. Kitabın başlarında da aslında doğru titreşimleri aldığımızı görüyoruz. Logan’ın Hannah’ya duyduğu şeyin gerçek bir aşk değil, başka duyguların karışımı olduğunu hem kendisi hem de biz yavaş yavaş fark ediyoruz. Böylece hikâye Grace’in hayatına yanlış bir kapıyı çalmasıyla dahil olmasıyla başlıyor. Öncelikle serinin değişmeyen bir gerçeğinden bahsetmek istiyorum. Bu çocuklar normal insan değil arkadaşlar. Bunlar sanki aynı fabrikadan çıkmış Yunan tanrıları. Garrett, Logan, Dean, Tucker… Hangisini açsak kaslı, yakışıklı, kusursuz ve kampüste yürüdüğü anda etrafında mini bir deprem etkisi yaratıyor. Bir noktadan sonra okul değil de Olimpos Dağı’nda geçen bir hikâye okuyormuş gibi hissediyorsunuz. Yazarın bütün yakışıklı erkekleri aynı arkadaş grubunda toplamış olması da ayrıca ilginç bir başarı. Logan karakterini ise gerçekten sevdim. İlk kitaptaki sempatik havasını burada da koruyor. Özellikle ailesiyle ilgili hikâyesi kitabın en güçlü taraflarından biriydi. Alkolik babası, üniversiteyi bırakıp yıllardır ona bakan abisi ve mezun olduktan sonra kendi hayallerini bırakıp aynı yükü devralma korkusu… İşte bunlar karaktere derinlik katıyordu. Açıkçası kitap boyunca beni en çok ilgilendiren şey Logan ile Grace’in ilişkisinden çok Logan’ın kendi geleceğiyle verdiği mücadele oldu. Grace de sevdiğim bir karakterdi. Özellikle sürekli konuşması, heyecanlanınca düşüncelerini kısa cümlelerle değil uzun paragraflarla anlatması bana oldukça tanıdık
Edebiyat
HataElle Kennedy · Yabancı Yayınları · 20222,230 okunma
Bir Günde Biten Kitaplar Kulübüne Hoş Geldin, Anlaşma.
8/10
·428 syf.·
Beğendi
·
2026 17. kitabı
Herkese merhaba! Uzun süredir okuduğum kitapların çoğunu yarım bırakan ben, sonunda o meşhur reading slump’tan bir seri sayesinde çıkmayı başardım. Hangi seri mi? Off-Campus serisi. Açıkçası serinin Amazon uyarlamasının duyurulmasıyla birlikte merak edip bir şans vermek istemiştim. Sonuç mu? İlk kitabı yaklaşık 6-7 saat içinde bitirdim ve daha kapağını kapatır kapatmaz ikinci kitaba başladım. Şu an ise üçüncü kitaba geçmiş durumdayım. Sanırım bu bile kitap hakkında ne hissettiğimi anlatmaya yetiyor. The Deal (Anlaşma), öncelikle inanılmaz akıcı bir kitap. Uzun zamandır bir kitabın sayfalarını bu kadar hızlı çevirdiğimi hatırlamıyorum. Yazarın dili son derece sade ve akıcı. Gereksiz uzatmalar, yorucu betimlemeler ya da hikâyenin temposunu düşüren bölümler yok. Özellikle karakterler arasındaki diyaloglar kitabın en güçlü yanlarından biri. Garrett ve Hannah’nın karşılıklı atışmaları, esprileri ve zamanla gelişen arkadaşlıkları kitabı sürükleyici kılıyor. Bir diğer sevdiğim nokta ise atmosferdi. Üniversite ortamı, kampüs yaşamı ve sporcu karakterlerin dünyası hikâyeye hoş bir dinamizm katmış. Karakterlerden bahsedecek olursam, Garrett Graham kesinlikle kitabın yıldızıydı. Esprili, düşünceli, anlayışlı ve aynı zamanda olgun davranabilen bir karakterdi. Romantik kitaplarda erkek karakterler bazen fazla kusursuz ya da fazla yapay yazılabiliyor ancak Garrett bana oldukça doğal geldi. Üstelik sadece romantik partner olarak değil, arkadaş olarak da yanında olmak isteyeceğiniz türden bir karakterdi. Seride ileride okuyacağımız Logan, Dean ve Tucker karakterlerine dair merakımın artmasında da Garrett’ın etkisi büyük oldu diyebilirim. Özellikle Dean hakkında şimdiden çok fazla şey duyduğum için üçüncü kitaba ayrı bir heyecanla başladım. Hannah’yı ise genel olarak sevdim. Zeki,
Edebiyat
AnlaşmaElle Kennedy · Yabancı Yayınları · 20223,219 okunma
7/10
·320 syf.·
Beğendi
·
2026 16. kitabı
Evet, herkese merhabalar Freida McFadden günümden, yani 11. kitap deneyimimden tekrar sahalara dönmüş bulunuyorum. Yazar yine bildiğimiz gibi: hızlı, akıcı, “hadi bir bölüm daha” dedirten ve insanı sıkmayan o klasik temposunu korumuş. Zaten Freida okuyorsan, sıkılmak gibi bir opsiyon pek yok; ya sayfa çeviriyorsun ya da “ben bunu neden gece başladım” diye kendinle kavga ediyorsun. Kitabın ana karakteri Sydney. Otuzlarının ortasında, iki yakın arkadaşı var, bir şirkette çalışıyor ve eski sevgilisi Jack’ten de işkolik olduğu için ayrılmış. Hayat biraz “idare eder” modunda giderken, Sydney bir arkadaşlık sitesi üzerinden biriyle yazışmaya başlıyor. Hani klasik “belki bu sefer doğru kişidir” hikayesi… ama Freida evreninde bu cümle genelde ters köşe alarmı demek Tabii buluşma kısmı geldiğinde işler beklediğimiz gibi gitmiyor. Fotoğraftaki kişiyle karşısına çıkan kişi aynı değil ve olaylar hafif “burada bir şeyler ters” hissiyle başlıyor. Üstüne bir de rahatsız edici bir durum yaşanıyor ve tam o noktada gizemli bir şekilde biri Sydney’i kurtarıyor. Sonra da klasik Freida etkisi: “beni kurtaran adamı nereden bulurum?” romantik gerilim başlıyor. İşin daha karanlık kısmı ise bundan sonra geliyor çünkü Sydney’in en yakın arkadaşı Bonnie ölü bulunuyor ve hikâye bir anda farklı bir moda geçiyor. Geçmiş ve günümüz arasında gidip gelmeye başlıyoruz. Bir tarafta lise yıllarındaki Tom, diğer tarafta günümüzde Sydney… ve yavaş yavaş bu iki hikâyenin aslında aynı noktaya bağlanacağını seziyoruz. Ben açık söyleyeyim, bazı noktalarda karakterleri okurken direkt “bu Millie değil mi ya?” hissine kapıldım yani Freida’nın o klasik “saf ama başına sürekli olay gelen kadın karakter” şablonu burada da kendini hissettiriyor. Sanki farklı kitaplar değil de paralel evrende aynı karakteri
Alıntı
Erkek ArkadaşFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20251,662 okunma
Geç Kalmış Bir Sevginin Romanı
10/10
·240 syf.·
Beğendi
·
2021 7. kitabı
*Spoiler İçerir* Boyalı Peçe benim için uzun süre sadece sevdiğim bir romandı; ama zaman geçtikçe hikâyenin duygusal derinliğini daha da fazla fark etmeye başladım. Bu kitapta beni en çok etkileyen şey, anlatılan duyguların yavaş yavaş insanın içine işlemesi oldu. İlk sayfalarda daha mesafeli okuduğum hikâye, ilerledikçe kalbime yerleşti ve sonunda uzun süre etkisinden çıkamadığım bir okuma deneyimine dönüştü. Hikâyenin başında Kitty’nin kocasını sevmemesi bana çok gerçek geliyor. Walter’la yaptığı evlilik bir aşk hikâyesi gibi başlamıyor; daha çok bir kaçış gibi. Ardından gelen aldatma, Walter’ın kırgınlığı ve Kitty’yi kolera salgınının ortasına götürmesi… Bunların hiçbiri romantik değil. Hatta ilk bakışta sert ve acımasız görünüyor. Ama roman tam da bu noktada yavaş yavaş kalbe işlemeye başlıyor. Kolera bölgesine gittiklerinde Kitty’nin Walter’ı tanımaya başlaması benim için en vurucu kısımdı. Onun insanlara yardım edişini, sessiz fedakârlığını ve aslında ne kadar iyi bir insan olduğunu fark ettikçe Kitty ile birlikte ben de Walter’a bakışımı değiştirdim. En acısı da buydu: Kitty’nin sonunda gerçekten doğru adama aşık olduğunu görmek. Ama bu aşkın çok geç gelmesi. Bu romanın beni en çok etkileyen yanı, sevginin zamanlamasıyla ilgili. Bazen birini tanımak için doğru yerde ve doğru zamanda olmuyorsun. Kitty’nin Walter’ı gerçekten sevmesi için dünyanın öbür ucuna, bir salgının ortasına gitmesi gerekiyor. Ve tam sevgi gerçek hâline ulaşmışken hikâye en acı yerinden kırılıyor. Finale geldiğimde içimde kalan duygu hâlâ çok netti: Bu son böyle olmamalıydı. Walter’ın ölümü sadece bir karakterin ölümü gibi gelmiyor; geç kalmış bir aşkın da ölümü gibi geliyor. En çok da Walter’ın Kitty’nin onu gerçekten sevdiğini tam olarak bilmeden gitmesi fikri içimi parçaladı.
Alıntı
Boyalı PeçeW. Somerset Maugham · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20163,658 okunma