12 Eylül 1980 darbesinin lideri Kenan Evreni'n en fazla kullandığı Nitekim sözünden (Netekim derdi) hareketle eleştirildiği kitap. Aslında Limon dergisinde yayınladığı yazılarda Kenan Evreni eleştirirken Mustafa Kamil Zorti adını kullanan Şükrü Yavuz'un eseri. Her hafta Mustafa Kamil Zorti ne demiş diye beklenirdi. O dönemlerde çok bilinen bir kitap idi. Yazanın adını hala bilmeyen bazı kitap siteleri Mustafa Kamil Zorti adını geçirmekte. 12 Eylül 1980 darbe döneminin liderinin eleştirildiği mizahi bir üslup kullanılan bu kitap için Tunca ARSLAN 1986 yılında "Netekim'i mutlaka okuyun. Diktatörün arkasından bir teneke de siz çalın" demiş. Katılıyorum...
12 Eylül dönemini ve yüzbinlerce insanın çektiği acıları, ülkenin değişimini, sosyal yozlaşmayı, masumiyeti değerlerin yitirilmesini, güce tapınmayı anlatan Fidanların Büyütülmediği Mevsim ...
Çok akıcı bir dille yazılmış, diyaloglar çok gerçek. Sanki kenarda oturmuş dinliyor hissi veriyor. Dolambaçlı uzun uzadıya anlatım yok. Bu da okurken sıkılmamayı sağlıyor. Ülke insanının darbe ve darbecilere bakışı (güçlünün yanında hazır olmaları) hiç ima edilmeden gerçekçi bir şekilde verilmiş.
Tarihsel gerçeklere paralel olarak yazılmış, bugünü anlamamıza da katkı sağlayabilecek öğelerle dolu. Yaşanan darbe döneminin sıradan insanlarının sorunları ve bakış açıları ile resmedildiği bir roman.
2. Dünya Savaşı ve Nazilerin işgali.
Yönetenlerin ihanetleri, halk açlık sefalet çekerken ürettiklerinin Nazi ordusuna peşkeş çekilmesi. Her ülke işgal edildiğinde mutlaka işbirlikçilerini bulur ve onlarla daha rahat ezer halkı.Bu işbirlikçiler bir de yönetenlerse halk da ezildikçe ezilir. Ama elbet başkaldıranlar olacaktır her işgalde olduğu gibi.
Romanın yazarı Mitka Gribçeva'da o dönemde ülkesini işgalcilerden kurtarmak isteyen partizanların önde gelen kadın liderlerinden biridir..
Faşizm ile savaşan, mücadele eden ve onları yenenlerin romanı. Bulgar edebiyatının önemli eserlerinden Türkiye'de ilk basıldığı dönemde çok sayıda okuyucu bulmuştu...
Toplumsal gerçekçi ve İtalyancaya da çevrilmiş Kemal Yılmaz tarafından yazılmış bir dönem romanı. 6-7 Eylül 1955 olaylarını ve o günlerde filizlenmiş ama trajedik bir şekilde ayrı kalmış iki insanın hikayesini anlatan roman tarihsel alt yapı açısından da sağlam bir zemine oturtulmuş.
Örneğin kitabın kahramanı Magnolia'nın ismini almasına neden olan Benim Güzel Manolyam şarkısı o yıl Zeki Müren tarafından söylenmiş. Ya da dönemin sinema ikonu James Dean. Demokrat Parti'nin uygulamaları, Vatan Cephesi, Kıbrıs Türktür Derneği tarihi araştırmalara bakıldığında roman ile birebir uyum içinde. Bir de yaşanmışlıklar (kitap yorumlarından birinde yazarın babasının anlattıkları olduğunu öğrendim) olduğunda merak duygusunun üst seviyede olduğu ve yalın anlatımla okuyanı içine çekebilen bir kitap olmuş. Zaten sıradan olsa idi sanırım yut dışında yayınlanmazdı.
Romanı 2.5 saat gibi bir sürede okudum. Bir solukta okunan türden çünkü her bölüm bir sonraki bölümü merak ettiriyor bırakamıyorsunuz. Bu tür romanlar okuyucuyu romandan sonra merakta bırakır ve konu ile ilgili başka kaynaklara gitmesini de sağlar. Yani okuyucuya çok şey katar. İstanbullu Elefteria'da başarılı olmuş ama gün yüzüne çıkmamış bir kitap. Dilerim gerçek değerini bulur belki İtalyan okur Türk okurların göstermediği ilgiyi bu kitaba ve yazarı Kemal Yılmaz ' a gösterecektir.
Yazarın ilk kitabı 2019'da yayınlanmış.
1930'lu yıllarda İstanbul Kız Muallim Mektebi'nden başarı ile mezun olmuş Hayriye'nin Erzurum'a atanması ile başlayan hikaye Cumhuriyet döneminin öğretmen bir genç kızını anlatırken dönemin sosyal ortamını, imkansızlıklarını, kadına bakışını da ortaya sermekte. İdealist bir kıza ve vurdumduymaz dünya umurunda olmayan serseri bir oğula sahip ailenin ve Hayriye'nin hikayesi toplumdaki zıtlıkları da ortaya koyarak 1980'lere kadar gelmekte. Oldukça akıcı bir dil ve ustaca yapılmış kurgu ile okunmaya değer bir roman...
Ümit PenceresiOya Akçizmeci · Yeni İnsan Yayınları · 201913 okunma