Gülsüm Acar

Gülsüm Acar
@kitapkitabizm
91 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Tanınmış, medyatik biri yazsa idi defalarca basılırdı.
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2021 33. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2021 16:23
Bir kitabı okurken bu kadar ağladığımı hatırlamıyorum. Darbelerin ne kadar acı verici olaylar yarattığını anlatan Kemal Yılmaz , yine akıcı ve yalın anlatımı ile bir dönemi ustalıkla resmetmiş. 12 Eylül 1980 darbesinin yaşattığı kaos ve yanında dönemin sosyal yaşantısı. Banker skandallarından, halkı uyutan basın ve gazetelere kadar ne var ne yok yazmış. Halkın darbecileri nasıl desteklediğinden tutun, şakşakçı sanatçılara, bugün 12 Eylül'ü eleştiren omurgasız yalaka gazetecilere kadar dokunmuş. (%92 ile kabul edilen bir anayasa ortada dururken herkesin aslında ben 12 Eylül'e karşıydım demesi ne kadar komik). Romanda yer alan Tırnovalı ailesinin çektiği dram aslında tüm Türkiye'nin bir simgesi. Acaba kaç on binlerce aile o acılar ile baş başa bırakıldı bilemeyiz. Romanın bir başka yanı da yapılan işkenceleri detaylı bir şekilde anlatması. Hem işkenceci gözünden bakılmış hem de işkence yapılan. Beni en çok etkileyen bölüm ise işkence yapılan elleri ve gözleri bağlı gencin sadece koklayarak bulunduğu ortamı tarif edebilmesi ve kadınlara yapılan iğrençlikler oldu ve oğlunu bekleyen annenin acılarını iliklerime kadar hissettim. Fidanların Büyütülmediği Mevsim 'in bugünlere nasıl gelindiğine de vurgu yapan bir roman olarak farklı bir yerde konumlandırılması gerekmekte.
Fidanların Büyütülmediği MevsimKemal Yılmaz · Yeni İnsan Yayınevi · 201824 okunma
Gülsüm Acar
Çok doğru bir başlık...
Reklam
Yüzde doksan iki oy verdiniz be, neyi konuşuyorsunuz? Bugün 12 Eylül'ü eleştiren gazetecilerin o günlerde yazdıklarına bakın. Nasıl övmüşlerdi Kenan Evren'i... Kasetleri yüz binler satan bazı sanatçılar, Evren Paşamız diye yağ çekme kuyruğuna girerlerdi. Onlar için fark etmez, kim güçlü ise ondan yana olurlar zaten.
Sayfa 214·Kitabı okudu
Gülsüm Acar
Ağlayarak okudum.
Yazar ve sanatçılar toplumda gördüğü yanlışları ortaya koymalı
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2021 18. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2021 04:05
Yalan haberler yazan bir gazeteci, yalanlarla yönetilen bir ülke ve bu yalanlara sorgusuz sualsiz inanan bir çoğunluk... Böyle bir yerden bahsediyor Kemal Yılmaz Ben Bir Yalan Uydurdum adlı romanında. Yazarlar ve sanatçıların uyarıcı bir görevi de vardır ve bunlardan bir tanesi de toplumu direkt ilgilendiren yanlışları ortaya koyabilmektir. İşte Ben Bir Yalan Uydurdum 'da da bu işlevi yerine getirmiş. Son derece akıcı bir dille yalanlar ortaya konmuş. Ben Bir Yalan Uydurdum da... Politikacıların halkı nasıl da yalanlar söyleyerek kandırdığı ince ince işlenmiş. Her seçimde zaten yalanlar havada uçuşmaz mı? Ama sonrasında da kimse "yahu bize söz verdikleriniz vardı ne oldu?" diye de sormaz... Adından anlaşılacağı gibi biraz mizahi bir yaklaşımı olan yergi romanı. Okuduğum bazı olaylar öyle tanıdık geldi ki şaşırmadım. Kitabın dili Kemal Yılmaz 'ın diğer romanlarında olduğu gibi yine çok sade ve akıcı. Merak ettiriyor ve acaba Kumanya'ya ne olacak, yalan haberler yazmak zorunda kalarak geçimini sağlayan gazeteciye ne olacak, bebekleriniz zengin olacak diye kandırılan insanlara ne olacak... Ve müthiş bir final ile bitiyor roman... Kemal Yılmaz 'ı böyle bir kitabı yazma cesareti gösterdiği için kutlamak gerek....
Ben Bir Yalan UydurdumKemal Yılmaz · Yeni İnsan Yayınevi · 202020 okunma
Gülsüm Acar
Hislerime tercüman olmuşsunuz. Böyle kitaplar yazan yazarlarımız artık çok az.
Kütüphaneye Girebilen Kitap Popüler Değil Ölümsüz Olur
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2021 7. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2021 22:42
Oku elinden bırakamayacaksın tavsiyesi üzerine alıp gerçekten de bir solukta okuduğum bir roman. Hiç tanımadığım bir yazar ve duymadığım kitap olduğundan önce yapılan yorumları okumak için Kemal Yılmaz sayfasına baktım. Okuyanların incelemeleri gerçekten çok ilgimi çekti. İlk romanın yabancı dile çevrilmesi her yazara nasip olacak kolay bir iş değil, demek ki bu romanda bir şeyler var dedim . Sonrasında Galatasaray Liseli Oktay Aras'ın yaklaşık 17.000 kitaptan oluşan Oktay Aras kitaplığında İstanbul Kitapları bölümünde yer aldığını gördüm oktayaras.com/istanbullu-elef... bu kütüphaneye girebilmiş bir kitabı da okumak gerek. (yer tarifleri, tarihi tutarlılık gibi kriterleri yüksek tutuyorlar) Roman'ın omurgası 1955 yılının 6-7 Eylül'ünde yaşananların üzerine kurulu. Dili çok akıcı, gereksiz detayları lafı uzatarak, sözde edebiyat yapacağım diye süsleme saçmalığı yapılmadan da duygunun verilebileceğini çok rahat göstermiş. İstanbullu Elefteria her bölüm bi sonraki bölümü merak ettiren bir süreklilikte ilerliyor. Zaman zaman geçmişe gidişler konudan uzaklaştırmadan başarı ile yapılmış. Olay anlatılırken kişileri de tanıyorsunuz çevreyi de. Ana kahraman olan Elefteria'nın kızı Magnolia romanı sürüklemekte. Zeki Müren in ünlü şarkısı Benim Güzel Manolyam bu kitapta yer almakta ve gerçekten de çok yakışmış ve sizi o döneme götürmekte.6-7 olayları o dönemde gerçekten zarar görmüş olanların çevresinde işlenmiş. Ve bu işleniş sırasında okurken hissediyorsunuz. Önemli olan da bu zaten. Okumakta geç kaldığımı Kemal Yılmaz 'ın bu değerli eserini artık herkese tavsiye edeceğim...
İstanbullu ElefteriaKemal Yılmaz · Yeni İnsan Yayınevi · 201644 okunma
Gülsüm Acar
Kesinlikle katılıyorum. Bu roman bilindik bir yazar tarafından yazılmış olsa idi, çok farklı olurdu. Yine de kütüphanelere alınarak kalıcı olmayı başarmış.
Deprem sonrasında bunları söylemek mi insanlık??
Televizyon dünyasının sunucularından biri olarak Müge Anlı, Van’da meydana gelen depremin sabahında ekrana çıktı ve önce yardım talebinde bulunur gibi yaptı: “Biz vadandaş olarak el ele verelim. Çadır üretenler de çadır gönderecektir elbet” gibi sözler söyledi ve arkasından ekledi: “Her fırsatta, küçücük çocukların eline taş verip polise, mehmetçiğe attıranlar, devleti sadece zor günlerde beklemesinler... Canınız istediği zaman taş atıyor(sun)uz, dağlarda kuş avlar gibi avlıyor(sun)uz. Sonra zor günde de haydi Mehmetçik gelsin, haydi polis gelsin.”
Gülsüm Acar
Irkçılığın farklı bir yüzü.