Mustafa Erdem

Mustafa Erdem
@kitapkurduu61

Mustafa Erdem

, bir kitap okudu
10/10
·256 syf.·
Beğendi
·
2018 10. kitabı
Nazan Bekiroğlu
8.4/10 · 1.613 okunma
Reklam
''Dastarlının dostu yok! Varsıllar yoksulların tasından su içmeye iğreniyor. Kudurasıcalar ancak oy zamanı gelip sandık sandık götürmeyi biliyorlar. ... Haydi öldür beni. Ver çavuş tabancasını! Ver boşaltsın alnıma. Gözünün önünde ölümü yere sersin; sen de bak! Gelmiş burada ağayı konuşturuyor, bizi susturuyorsun! Gelmiş onun yitiğini arıyor, bizim yitiğe gelince yerinden kıpırdamıyorsun.'' Şerif çavuş kızdı. '' Dıngırdama be karı! İki atacağım şimdi suratına. Sonra bütün gazeteler, 'candarma köyde kadın dövdü!' diye yazacak.!'' '' At hiç korkma; yazamazlar! Biz kimiz bizi yazsın gazeteler? Canın çekiyorsa iki değil dört tane at. Yıllardır köylerde insan dövmelere doymadıysan, on tane, yirmi tane at! Sen bana atarsın , bizim köyün uşağı da gider senin Elazığ'daki anana atar. Bunu da hiçbir zaman unutma! ''
Uluguş nine·Kitabı okudu
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2018 6. kitabı
Uzun zamandır ilk defa bu kadar sarsılıyorum bir kitap sonrası. Çok kısa sürede bitirip kapağını kapatmama rağmen etkisinden kurtulamıyorum. İki damla yaş süzülüyor yanaklarımdan. Bu denli içimi yakan, hikayenin hakiki olması belkide. 1992 yılında, 3. Sayfa haberlerinin birinden doğuyor hikaye. Perihan Mağden köşe yazarlığı yaptığı için apansız rastladığı bu gazete manşetini uzun zaman sindiremiyor. Romana dönüştürmeye karar veriyor sonra. 50 satırlık gazete haberinden 160 sayfalık bir eser meydana getiriyor. Üstelik konusu bugünün Türkiye'sine bile ağır ve illetli... Yalnız kabukla ilgilenenler olayın özüne inemeyenler anında yaftalayabilir Ali İle Ramazan'ı. Hakir görebilir. Ancak onlar hayatın arka sokağının çocukları, soğuk yetimhane duvarlarını mabet bilen anasız, babasız, yuvasız çocuklar. Kimsesizler.. Üstelik birçok şeye şahit olmuş gözleri. Tepelerinde görünmez bir saat sürekli on sekiz yaş sonrasını hatırlatadururken bir sıcak aş ve bir örtüsüz yatağı büyük nimet sayıp büyük lüks kabul ediyorlar. Dramatize etmeden üstelik, acındırmadan... Hayatla alay edercesine... Perihan mağden in dili çok zorlamasız, çok gündelik ve yalın. Su gibi akıp gidiyor roman. Argo kelimeler biraz fazla, kabul ancak ayağa düşmüş iki ömrün yaşantısını not alırken ağdalı bir dil kullanılması yapmacık olurdu asıl.. İstanbul'un keşmekeşliğinde, fakir semtlerinde; Mirlialem, Fındıkzade, Aksaray, Fatih semtlerinde seyran ederken şükredeceksiniz hayatın size cömertliğine. Bazen çok öfkelenip bazen çok seveceksiniz "ile" bağlacıyla birbirine teğellenmiş bu ikiliyi. Sonu mu? " Bir oluyorlar: Ali ile Ramazan oluyorlar. Sonsuza kadar. Kısacık sonsuzlarının sonuna kadar. "
1000Kitap
Ali ile RamazanPerihan Mağden · Everest Yayınları · 2014633 okunma