Merhaba Sevgili Kitap Dostlarım sizi bugün çok farklı bir kitapla tanıştırcam. Kitabımız: PETRİKOR.
Yazar okuyucuyu , Yokluk ülkesine davet ediyor neresi burası haritalarda yeri olmayan bir ülke ; Dışımızda yaşadıklarımız ve içerde büyüttüğümüz duygularımızın olduğu o karanlık yer ya da size ne hissediyorsa o .
Bir Adamla Kadın karakter ' in aşkı konu alınmış isimsiz iki karakter düşünün onların inişli çıkışlı ilişkilerini okurken birden o karakterden biri siz oluveriyorsunuz . Hikâye o kadar gerçek ki siz yaşadınız o hayal kırıklığını , o derin yara sizin içinizde , siz aldatıldınız , o acı size ait. Ya da o heyecan bence yazarın da yapmak istediği bu İsimsiz karakterlere okuyucunun kendi ismini vermek istemesi ... Nereye varacak bu hikaye diye diye okudum .Kadın karakter beni oldukça zorladı baya baya kavga ettim. Ne bu şimdi dedim. Ee ne olacak bu işin sonu deidm durdum.Sabırsız bir okuyucuyum ben Sonunu beklesene ! Sonu herşeyi özetlemiş .
PETRİKOR ; yağmur sonrası toprak kokusuna verilen isimmiş hiç bilmezdim en sevdiğim kokunun adının bu olduğunu. Altını kalın kalın çizdiğim pek çok içime dokunan paragrafların olduğu bu kitabı okumak isteyen Herkese tavsiye ederim ben uzun süre bu kitaptan eşe dosta bahsedeceğim . Varsa kendine güvenen bu yokluk ülkesine bir uğrasında görelim. Kitapla Kalın
İnsan önce küçümser, dalga geçer, kabul etmez . Ama ne zaman ki bir şeyi içten içe inkar etmeye başlar, işte o zaman onu durdurmak imkansız hale gelir. Çünkü insanın en büyük kaçışı , çoğu zaman kendi gerçeğine doğrudur.
Bazen iki gezegen birleşmez, yalnızca birbirine yaklaşır, kendi evrenlerinde küçük izler bırakırdı. Ama suyun hafızasında kalan her iz, taşın yüzeyinden daha uzun yaşardı.