İnsan önce küçümser, dalga geçer, kabul etmez . Ama ne zaman ki bir şeyi içten içe inkar etmeye başlar, işte o zaman onu durdurmak imkansız hale gelir. Çünkü insanın en büyük kaçışı , çoğu zaman kendi gerçeğine doğrudur.
Bazen iki gezegen birleşmez, yalnızca birbirine yaklaşır, kendi evrenlerinde küçük izler bırakırdı. Ama suyun hafızasında kalan her iz, taşın yüzeyinden daha uzun yaşardı.
Yalnızlığı sevmenin, günümüzde bir etiket gibi "asosyal" ya da " "problemli " olarak görülmesine içten içe kızardı. Oysa yalnızlık onun için bir ıssızlık değil; zihnini toparladığı , iç sesini duyduğu, kendine iyi gelen bir iç bahçe gibiydi . Kimsenin giremediği ama kendisini büyüttüğü bir alan...