İncelemeye,başlamadan önce Varis’in ‘çöl çiçeği’ anlamına geldiğini söylemek istiyorum.Fakat sayfalar ilerledikçe anlarız ki o, yalnızca adını taşımamış, çölde açan bir çiçek gibi susuzluğun, yalnızlığın ve direncin ortasında bizzat o ismin kaderini yaşamıştır.”
İsim enerjisi diye bir şey olduğuna daha çok inandım “waris”,” Çöl Çiçeği ”
Zorluk,acı,keder,aşağılanma,eziyet ne arasanız var.
“ Çöl Çiçeği ” benim için sadece bir hayat hikâyesi değildi; içimde uzun süre susmayacak bir yankı bırakan, sert ama gerçek bir çığlıktı.
Kitaba başlamadan önce “ Çöl Çiçeği ” ifadesi kulağıma zarif geliyordu. Bitirdiğimde ise o zarafetin aslında ne büyük bir acının içinden doğduğunu anladım. Sayfalar ilerledikçe insanın dayanma gücünün sınırlarının ne kadar geniş olabileceğini, ama aynı zamanda bir kalbin ne kadar kırılabileceğini hissettim.
Bazı yerlerde durup nefes almak zorunda kaldım. Özellik küçücük bir kız çocuğunun kötü adamlarla karşılaştığı anlarda. Virginia Woolf Konya şubesi olunca anlatılanlar sadece okunacak şeyler değildi; hissediliyordu, içe işliyordu.
Ve en çok da şu çarptı beni: İnsan, en kurak yerde bile umut büyütebiliyor. Ama o umudu büyütmek, dışarıdan göründüğü kadar romantik değil—çoğu zaman can yakıcı.
Etkilendiğim cümlelerden biri;
“Mutluluğun sahip olduklarınla ilintili olmadığını öğrendim. Çünkü hiçbir şeyim olmadığı zamanlarda da ben çok mutluydum.”
Ne kadar harika değil mi,şu döneme bakınca markalar,yapılan tatiller,gidilen mekanlar.Ne kadar doyumsuz bir dönemdeyiz değil mi? Sadelikten uzak gösteriş meraklıları olduk.Yazık!
İçimdeki garip sessizlik bitirdim kitabı.Ne tam üzgündüm ne de umut dolu… Sanki dünyaya biraz daha farklı bakmayı öğrenmiştim. Bazı acılar vardır, duyduğun an seni değiştirir. İşte bu kitap tam olarak öyle bir iz bıraktı bende.
Ve belki