📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Herkes iyidir umarım.
Depresyondaki bireyler çoğunlukla,sık çoğunluğu sürekli uyumak ister.Bu durum problemden kaçış yöntemidir.
Ağır bir depresyon döneminde,doktorumun kurduğu cümleyi hiç unutmuyorum.
“İnsanlar sorunlarını çözmek istemez,
çoğu zaman sadece o günü atlatmak ister.”
Zor bir dönem ,eğer şu an o dönemde olan varsa,direnin hayata karışmaya çalışın.Bir doktora gidin.Biliyorum canım ülkemde “psikiyatriye” gitmek “delirdi” yaftalaması yaratıyor ama unutmayın.
“Bize hiçbir zaman gerçek hastalar gelmez,gerçek hastaların hasta ettikleri gelir”
Kitabın kapağında yazan “Gerçek psikoterapi öyküleri” cümlesi dikkatimi çekti.
Beğeniler çok fazla ama bakalım “şişirilmiş”kitaplardan mı?
E ben gideyim o zaman 😃
youtu.be/TJAfLE39ZZ8?si=...
Gittim beeen 🫰🏻
Öncelikle ilk kez incelememde isimler üzerine yorum yapıyorum bilginiz olsun.
Spoiler içerir…
Dorian Gray'in Portresi üzerine çok düşündüm hatta öyle ki kitaba başladığım andan itibaren, aklıma gelen ilk şey güzellik,eşcinsellik ve saçmalık.
Çünkü bu romanda kimse masum değildi,sadece daha az ya da daha çok yönlendiren vardı.
Sir Henry’i bir karakter olarak değil, neredeyse fısıldayan bir gölge gibi okumak gerekir. O, açıkça kötülük yapmaz; ama kötülüğün dilini öyle incelikle kurar ki, insan onun sözlerini kendi arzusu sanır. Bu yüzden onu bir “şeytan” olarak görmek abartı değil, aksine yerinde bir yorumdur. Çünkü o, Dorian’ın ruhuna dokunmaz; ruhunun kapısını aralık bırakır. Geri kalan her şeyi Dorian zaten kendi elleriyle yapar.
Basil ise tam karşısında durur: Sessiz, derin ve neredeyse kırılgan bir iyilikle. Onun Dorian’a bakışı, dünyayı hâlâ saf bir yer sanan birinin bakışıdır. Bu yüzden “melek” benzetmesi, bir abartı değil; trajik bir doğruluktur. Çünkü Basil’in hatası kötülük değil, fazla inanmaktır. Ve çoğu zaman dünyada en ağır bedeli, kötülük değil, saflık öder.
Basil öldüğünde aslında sadece bir insan ölmez; Dorian’ın içindeki son vicdan kırıntısı da onunla birlikte toprağa gömülür. İşte felaket tam burada başlar. Çünkü artık karşısında onu durdurabilecek bir ses yoktur. Geriye yalnızca Sir Henry’nin ince, parlak ve zehirli cümleleri kalır. Dorian’ın çöküşünü hızlandıran şey, kendi arzuları kadar, o arzulara sürekli anlam kazandıran Henry’nin varlığıdır.
Bu yüzden Dorian’ın başına gelenleri sadece onun zaaflarıyla açıklamak eksik kalır. Asıl itici güç, o zaafları sürekli besleyen, meşrulaştıran ve hatta yücelten bir aklın varlığıdır. Sir Henry, bir karakterden çok bir fikir gibi dolaşır romanda; ve o fikir, Dorian’ı adım adım felakete sürükler.
Romanın en çarpıcı
“Dünyayı kadınlar yönetir. İnanın vasatlığa hiç tahammülümüz yoktur. Derler ki kadınlar kulaklarıyla, erkekler gözleriyle severmiş. Erkeklerde sevme yetisi varsa tabii.”