güç -veya güçle korkutmak- bazen bunda rol oynayabilir ama bu şart değildir. işin özü, kadınların özgürlüğünü çocukluklarından itibaren ellerinden almakta yatar. kadınlar birey olma, diğer bir deyişle kendileriyle ilgili kararları kendileri alma hakkından yoksun bırakılırlar. kendi yazgıları hakkında söz sahibi olamazlar; birer üretici, erkeklerin erkek çocuk sahibi olmak için gereksindikleri basit bir araç gibi verilirler. bilgiye erişimleri de engellenir, çünkü erkeklerin bilgilerine erişmelerine izin vermek, onlara potansiyel bağımsızlaşma imkânı sunmak anlamına gelecektir.
parmağını ıslatıp duvara çaldı. Dirmit annesinin parmağının duvarda bıraktığı lekeye baktı. sonra gözlerini dört duvarın üstünde gezdirdi. ortada kalacaklarına, akıllarını kaçıracaklarına, kötü yola sapacaklarına dair duvara koydukları işaretleri saydı. içinden, ''birbirimize ne çok işaret koymuşuz'' diye geçirdi. kalkıp tırnaklarıyla kazıya kazıya tüm işaretleri sildi.
ne beklediğini bilerek —ama, beklemeden—
yaşayacaksın: en çok beklediğinin de, gelse bile bir gün hiçbir zaman beklediğin anlamda gelmeyeceğini bilerek...
yaşamın, seni ulaşman gereken düzeyin altında tutmaya çalışan eğilimlerle (bu arada kendininkilerle de) savaşmakla geçecek. bu yüzden de, ulaşman gereken düzeye ulaşamayacaksın; yani başarılı olacak o eğilimler, sonunda. zaten, belki, istedikleri de budur: senin, onlarla savaşmak yüzünden, ulaşman gereken düzeyin altında kalman...