Bundan dolayı Allah dostlarının nazarında Kur’an ve sünnet ile amel kerametten evladır. Bir kimse havada uçsa da su üstünde yürüse de Kur’an ve sünnete muhalif bir yaşam tarzı varsa onun Allah (c.c) katında hiçbir değeri ve kıymeti yoktur denilebilir, denilir ve öyledir.
Evet, öncelikle Allah'a (c.c) dost olmanın yolu Üstad-ı Mutlak Resûlullah’a (s.a.v) itaat etmekten ve onun sünnetiyle amel etmekten geçer. Bu ise bâtında ve zahirde, itikatta ve amelde, eylemde ve söylemde ona ittiba etmek ve benzemektir. Kur’an ve sünnete sımsıkı yapışmak ve sarılmaktır. Allah dostlarının itikatları, amelleri, fiilleri ve sözleri Resûlullah’a (s.a.v) muhalif olmaz ve olamaz.
“(Resûlüm!) De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.”
(Âl-i İmrân Sûresi, 3/31)
Mus’ab bin Sa’d (r.a) babasından naklediyor, der ki: “Ey Allah’ın Resûlü (a.s.m)! dedim. İnsanlardan kimler en büyük ve en çok belaya uğrar?” Resûlullah (s.a.v) şu cevabı verdiler:
“Peygamberler, sonra büyüklükte onlara ve bunlara yakın olanlar. Kişi diyaneti nispetinde belaya maruz kalır. Kim dininde şiddetli ve sağlam olursa, onun belası da şiddetli olur. Şayet dininde zayıflık varsa, Allah onu da dine olan bağlılığı nispetinde imtihan eder. Bela kulun peşini bırakmaz. Ta ki kul, hatasız ve günahsız olarak yeryüzünde yürüyünceye kadar.”
(Tirmizi, Zühd, 57.)