#okudumbitti "Kimse doğarken suçlu değildir; ama herkes bir gün kendi günahının tanığı olur."
"Halk,kendi kralının ailesine nasıl davrandığını görür ve ondan ders alır.Eğer bir gün bu ülkeyi yöneteceksen,önce kendi evini yönetmeyi öğrenmelisin."
"Geçmiş,hiçbir zaman peşimizi bırakmaz."
Merhaba kitap dostlarım. @octopusyayinevii'nden çıkan,
@hamza_kzlrmkyazar hocamın kaleme aldığı enfes bir romanla geldim.
432 sayfalık kitabın her sayfasında mı olay olur, o kadar akıcı,sürükleyici,bol maceralı bir eserdi ki ne zaman elime aldım,ne zaman yarılayıp ne zaman bitirdim inanın bilemedim.Yazar her sayfada gerilim dozunu artırmış,tempoyu bir nebze düşürmemiş.
Entrikanın,gücün,hırsın,ihanetin,kanın hiç durmadığı, bunlarla beslenen bir Krallık.. Bir annenin kızını kurtarmak için başlattığı mücadele sonrasında gelen taht kavgaları, kanlı ölümler ve sarayın duvarlarına dahi sinen korkunç gerçekler.
Yazar eserinde taht ve iktidar mücadelesi uğruna körelen vicdanları,çürüyen kalpleri,adalet ve intikam duygusu ile dolup taşan karakterleri büyük bir ustalıkla anlatmış. Bu kitapta karakterlerin fiziksel betimlemeleri neredeyse yok gibi.Yazar okuyucunun kendi hayalgücüne bırakmış karakterlerin fiziksel görünüşlerini.Onların daha çok kişilik ve duygusal betimlemelerine yoğunlaşmış.
Gelelim konusuna Kral Lozart ve eşi Kraliçe Sara tarafından yönetilen bir Krallık. Lozart'ın kurduğu katı düzen içinde krallığının sonunu getirecek kehanet gerçekleşir.Oğlu Prens Edward kendine kız evlat veren Prenses Car Mina'dan uzaklaşıp kraliçe olma uğruna her tür kötülüğü yapan hırslı hizmetçi Alexandra ile beraber olur.Ancak Car Mina ilk doğumda krallığın acı gerçeğini öğrenir, ikinci doğumda da kız evlat sahibi olur ve onu yaşatmak için her tür tehlikeyi göze alır,hatta bunun için kan bile döker ve