“Bir cam kavanozda yaşamışlığımla, beynimin içindeki tüm güzel hayallerle, o hayallerin yıkılışındaki şaşkınlığmla… Kendi kendimle çok güzel eğlendim.”
Ölü bir kentin
meydanında durup
kırmızı ayakkabıları bağlıyorum…
Bana ait değiller,
Anneminler.
Ona da annesinden kalmış.
Bir aile yadigârı gibi elden ele geçmiş
ama yüz kızartıcı mektuplaşmışçasına gizlenmişler de.
Ait oldukları evler ve sokaklar da gizlenmiş
tıpkı
bütün kadınlar gibi…