Başaramamaktan korktuğu için kendini çabalamaktan sakınan insan, kapasitesine ve aklına ihanet ediyordur. Bir şey mümkünse, insana uygunsa başarılması da mümkündür elbette.
Tarihin çeşitli dönemlerinde "işlerine geleni" insanlara bir -ideologia- olarak yutturup yığınları sokaklara dökmekte emsalsiz bir maharetle sahip olanlar bu defa da " açık toplum" sloganıyla ortaya çıkar ve insanlığın binlerce yıllık mirasını bir kalemde silerler: bizim için ne gam, yıllarca bunlardan birini bırakıp birini alarak gözlerimizi kör ettiğimiz, nefesimizi tükettiğimiz, hatta birbirimizi kırdığımız yetmemiş gibi bu defa da onun peşine takılır bir müddet de onun hayhuyuyla avunuruz. Nasılsa acelemiz yok. Acelemiz yok ama ecelimiz var. Ve o ecelin acalesi.
Evet, eğitim dışında başka hiçbir alan gösterilemez ki yaptığımız iyi kötü onarım çalışmaları bir yıkım faaliyetine dönüşmüş olsun. Kökü derinlerde olan meseleler derin düşünen düşünürler talep eder çünkü.
Ne yazık ki eğitim gibi derinlerin derini bir mesele üzerine, şu veya bu cepheden bakan uzmanlar değil, hiç olmazsa M.Arnold, E.Spranger, G.Murray, I.Babbit vb. gibi bir bütün olarak eğitim üzerine kafa yorup, imkân tanındığında ülkelerinin köklü eğitim sistemlerini reformdan geçirmiş olan düşünürler yetiştiremedik. Başkalarının yetiştirdiklerine de kulak vermedik