Gündelik yaşam içerisinde sürekli gördüğümüz fakat pek iletişim kuramadığımız, görünmez duvarları olan insanlar vardır. Romanımızın ana karakteri olan Raif Efendi bu özelliklere sahip biri olarak karşımıza çıkar. Çevresine yabancılaşmış, adeta bir kapalı kutu gibi olan Raif’in hayat hikayesi bir iş arkadaşının merakı sayesinde keşfedilir.
Kitapta Raif’i vazgeçmişlik ve tükenmişliğin eşiğine getiren olaylar dizisini bizzat kendisinin günlüğünden öğreniyoruz. Raif iş öğrenmek için Berlin’e gelen fakat gününü genelde sanat sergilerinde geçiren bir sanatseverdir. Yine bir gün kendisi için rutin sayılan bir sergi gezisi esnasında Maria Puder ile hiç sıradan olmayan bir tanışma gerçekleştirir. Bir insanla tanıştığınızda sanki o kişiyi uzun yıllardır tanıyormuş hissine kapıldığınız olmuştur ya Raif’in yaşadığı da işte bu türden bir histir. Böylelikle Raif ve Maria Puder’in destansı hikayesi başlar ve etkileyici sonuyla da zihnimizde derin bir iz bırakır.