Halbuki şu dünya misafirhanesinde herkesin biraz durup sonra hemen kaybolduğunu görüyoruz. İnsan, o cömertliğin ihsanını ancak bir parça tadar. İştahı açılır fakat yiyemeden gider. O güzelliğin ve kemâlin de az bir ışığına, belki zayıf bir gölgesine ancak bir an bakıp doymadan dünyadan ayrılır.
Demek, daimî bir seyir yerine gidiliyor.
Zira bu kâinat öyle bir kitaptır ki, her sayfası pek çok kitabı içerir. Hatta her kelimesinin içinde bir kitap, her harfinin içinde bir kaside vardır.
Yeryüzü, içinde sayısız kitap bulunan bir sayfadır. Bir ağaç, pek çok sayfası olan bir kelimedir. Bir meyve bir harf, bir çekirdek bir noktadır. O noktada koca ağacın programı, fihristi bulunur.
İşte böyle bir kitap ancak celâl ve cemâl vasıflarına, sonsuz kudrete ve hikmete sahip yüce bir Zât'ın kudret kaleminden çıkmış olabilir.
Demek, bütün âlemin şahitliğiyle, her şey O'na imanı gerektirir. Yeter ki insan dalâletten sarhoş olmasın...