Asla annesinden şeker alamayan o çocuk gibiyiz hayatta. Kesinlikle çaresiz. Hayat burada acımasız anne mi yoksa çocuğunun iyiliğini düşünen duyarlı anne mi?
Yaşam herkese adil – ya da eşit siz ne diyorsanız- davranmaz. Bazıları için ‘’kolayken’’ -ki kolaydan kastınızın ne olduğunu bilmememe rağmen rahatlıkla kolay diyebilirim- bazıları içinde o acımasız/duyarlı annedir. Benim için kesinlikle ‘’anne’’.
Zorlukları çıkarır karşına, acı çekersin. Acıları bir tuğla olarak düşünürsek iki şansın var; ya o tuğlaların altında can vereceksin ya da o tuğlaları üst üste dizip ‘‘şeker’’ine ulaşacaksın. Ama unutma ki o şeker orada kalacak. O senin şekerin, sadece senin ve sadece sen alabilirsin-kolaylıkları olanların şekerleri aşağıdadır unutma-.
Hayat; bir gün döngüsü ise ve senin istediğin bir yıldızsa, güneşe ve bulutlara dayanmak zorundasın. Unutma ki dilek dilediğin yıldızlar karanlıkta ortaya çıkar. Bundandır ki, geceyi daha çok sevebilir, güneşe her gün lanetler saydırabilirsin. Bunlar önemli değil. Önemli olan yıldızına giden yolda güneşlenebilmen.
Kendini yıpratma artık. Tuğlalarla oyna, güneşlen. Tırman ve geceyi bekle. Acı var ama geçecek. Bunlar seni sen yapacak ve sonunda ne mi olacak? Kendini kazanacaksın.