Dedektif Hercule Poirot’unda içinde yer aldığı Doğu ekspresi treninde bir cinayet işlenir. Ceset;bir çok yerinden bıçaklanan,zamanında çocuk kaçırıp öldüren bir kişiye aittir. Tren idaresinden sorumlu Bay Bouc,dedektiften bu cinayeti çözüme kavuşturmasını teklif eder. Dedektif Poirot teklifi kabul edip titizlikle çalışmasına başlar ve katili bulur. Benim merakla başlayıp bir oturuşta bitirdiğim bu kitabı polisiye sever okurlarımız mutlaka okumalılar
Kendisini peygamber ilan eden,cennet kapısının anahtarını Allah tarafından kendisine verildiğini iddia eden,yalancı bir cennet inşa eden ve bunu fedailere inandıran Hasan Sabbah’ın hikayesini anlatıyor bu güzel roman. Ben okuduğumda uzun süre etkisinden çıkamadım ve tarihi romanlara olan ilgimi bu kitap sayesinde kazandım.
Okuyanları ikiye bölen o kitabı sonunda okudum ve bitirdim. Açıkça söylemek gerekirse kitabın ismini duyduğumda daha farklı bir içerik bekliyordum tam anlamı ile beklentimi karşılamadı ama kitabı yinede beğenerek okudum. 17 yaşındaki Holden Caulfield’in okuldan atılma hikayesini,eğitimdeki başarısızlıkları ve insanlardan sürekli nefret etmesini konu alıyor. Peki kitap adini nerden alıyor dediğinizi duyar gibiyim. Kitabımızın ana karakteri Holden’ın hayalini kurduğu meslek, Çavdar Tarlasında oyun oynayan çocukların uçurumdan düşmesini engellemek. Hatta bunu şu dizelerde net bir şekilde belirtmiş:”Büyük bir çavdar tarlasında oyun oynayan çocuklar getiriyorum gözümün önüne. Binlerce çocuk, başka kimse yok ortalıkta –yetişkin hiç kimse, yani- benden başka. Ve çılgın bir uçurumun kenarında durmuşum. Ne yapıyorum, uçuruma yaklaşan herkesi yakalıyorum; nereye gittiklerine hiç bakmadan koşarlarken, ben bir yerlerden çıkıyor, onları yakalıyorum. Bütün gün yalnızca bu işi yapıyorum. Ben, çavdar tarlasında çocukları yakalayan biri olmak isterdim. Çılgın bir şey bu, biliyorum, ama ben yalnızca böyle biri olmak isterdim. Biliyorum, bu çılgın bir şey.’’
Kitap akıcı,yalın bir dille yazılmış. Okumak isteyenlere öneririm.