Onlardanmışçasına sahte davranışlar içine giremezdi. Bu kisve başarılı olmayacağı gibi kendi doğasına da aykırıydı. Sahte ve içtenliksiz davranışlara yer yoktu onda. Ne yaparsa yapsın, hakiki olmalıydı.
Hayatı boyunca sevgi açlığı çekmişti. Sevgiye hasretti. Varoluşunun temel talebiydi sevgi. Ama hiç sevgi görmemiş ve zaman içinde katılaşmıştı. Sevgiye ihtiyaç duyduğunu fark etmemişti bile. Şimdi de bilmiyordu bunu. Sadece sevginin nasıl ifade edildiğini görmüş, yüreği hoplamış ve ne kadar güzel, yüce ve muhteşem bir şey olduğunu düşünmüştü.
Yapacağı hatanın daha doğrusu hatalar zincirinin sonuçlarına katlanamayacağından, çekeceği suçluluk duygusunun ağırlığıyla ezileceğinden emindi emin olmasına, ama kalbine söz geçiremiyordu işte. Sevmek sevilmek onun hakkıydı. Sevdiği kişi yanlış yapmıştı. Yapılan bu yanlış onun sevme ve sevilme hakkını kısıtlayabilir miydi? Sevdiği kişinin yaptığı yanlış onu bağlamazdı ki.