‘Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız! Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa , onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter.’
İnsan yaşadığı hayattan tatmin olamıyor ve mutsuzsa, ne ıhlamur ağaçlarının gölgeleriyle ahenk içindeki bulutlar ne de doğanın sunduğu diğer güzellikler yaşamı çekilir kılmaya yetebilirdi.
Cevap, enstitüleri kendisinin kapattığı ile övünen, Brukan aşiretinin liderlerinden Kinyas Kartal'ın cümlesindeki gibiydi:
"Yahu!.. Bu enstitülüler öyle ki, burnumuzun dibine kadar gelmişlerdi. Ağalık, paşalık, maraba yok dediler. Daha da ileri gidip 'Toprak işleyenin, su kullananın' dediler. Ben bilmem kaç köyün ağasıyım. Bunlar elimizden gidecek. Öyle ise o günlerde en etkili propaganda malzemesi ne? Bunlar komünisttir, bunlar dinsizdir imansızdır dedin mi oldubitti."