“Siz insanlar,” diye haykırdım, “bir şeyden bahsederken ‘bu delice, bu akıllıca, bu iyi, bu kötü!’ Diye konuşmak zorundasınız, bütün bunlar ne anlama geliyor ki ? Bir olayın iç yüzünü araştırdınız mı ? O olayın neden gerçektiğini, neden gerçekleşmek zorunda olduğunu, sebeplerini kesinlikle ortaya çıkarabiliyor musunuz ? Bunu yapsaydınız, yargılarınızda bu kadar aceleci olmazdınız.”
Bir süredir ihmal ettiğim günlüğüm bugün tekrar elime geçti.Bu yolda bilerek her şeye, adım adın nasıl yürüdüğüme şaştım! Halimi her zaman net biçimde görmüşüm; fakat yine de çocuk gibi davranmışım.Bugün de hala öyle net görebiliyorum, fakat hiçbir iyileşme belirtisi yok.
“Tarascon ya da Rouen’a gitmek için trene bindiğimiz gibi, ölüme binip bir yıldıza mı gideriz?
Bu düşünce sürecinde gerçek olan bir şey varsa, yaşadığım sürece bir yıldıza gidemediğimiz ve öldükten sonra da trene binemediğimizdir.”