Olduğun yerde kal . Ama tersini de söylemiyorum , karşında duruyor ve o sevgili , biçare gözlerine bakıyorum ( ne acınası bir fotorğraftı o bana gönderdiğin , ona bakmak bile bir işkence , insanın günde yüz kere maruz kaldığı bir işkence ve ne yazık ki yine de gerekirse on güçlü adama karşı dahi savunacağım bir servet ) ve gerçekten güçlüyüm senin de yazdığın gibi, belli bir gücüm var , kısa ve üstünkörü tanımlamak gerekirse , tıpkı benim ahenksiz oluşum gibi.
Birlikte olsak , ne rahat bir hayatımız olur -nasıl yazabiliyorum bunları , deli miyim?- soru ve cevap şeklinde , göz göze. Oysa şimdi en azından pazartesi gününe kadar, sabah yazdığım mektubun cevabını bekleyeceğim beni anla ve iyi düşünmeye devam et hakkımda .
Neden , bu en belirsiz ve korkunç sorumluluk gerektiren durumun bütün acısını çeken bir insanım ben ? Senin odandaki mutlu dolap neden değilim mesela , seni koltuğunda ya da masa başında otururken ya da uzanırken ya da uyurken ( melekler korusun uykularını) izleyen? Neden değilim? Çünkü seni son günlerin üzüntüsüyle görseydim ya da Viyana'dan ayrılmam gerekseydi , kahırdan ölürdüm.