Albert Camus’nun Yabancı adlı eseri, varoluşçuluk ve absürdizm akımlarının en önemli örneklerinden biri olarak edebiyat dünyasında derin bir etki bırakmıştır. Camus, bu romanında, insanın yaşamın anlamı ve evrensel adaletle ilgili sorgulamalarını, başkahraman Meursault’un yabancılaşmış bakış açısıyla işler. Meursault’un çevresine karşı duyduğu duygusal kopukluk ve toplumsal normlara karşı kayıtsızlığı, Camus'nun absürdizme dair felsefi anlayışını yansıtır. Kitap, insanın varoluşsal yalnızlığını, ölümle yüzleşmesini ve bu süreçte anlam arayışını derinlemesine ele alır. Yabancı, bireyin toplumla olan ilişkisindeki yabancılaşmayı ve insanın dünyaya karşı boşluk duygusunu çarpıcı bir biçimde ortaya koyarak, okuyucuya evrensel ve zamanlar ötesi sorular sordurur. Camus’nun sade ama güçlü anlatımı, romanı bir felsefi manifesto gibi okumanın yanı sıra, varoluşsal bir sorgulamanın da aracı haline getirir.