"Bu durumların, herhalde, benim kişisel konumlarımla ilgisi olduğu kadar, içinde yaşadığım(ı sandığım) toplumla, çağla, dünyayla da ilgisi olmalı- hiçbir yerinde, hiçbir yer bulamıyorsam, bu toplumda da, bu çağda da, bu dünyada da-
-Sırf şu yüzden: Bu kocaman anlamsız karmaşa içinde- modernlik denen bu umarsız saçmalığın içine atılmış; "fırlatılmış"ken-, 'dış dünya' bir yana, daha kendi kendisiyle bile - ancak arada bir- uyum içinde olabildiğinde, gene de kendine aykırı düşüyor, kendi kendini çeliyor, kendinden acı çekiyorsa, kişi- daha ne olsundu ki!?..."
"Galiba ölmek istiyor.
Ölmemi --- ölmeyi --- istiyor.
Ölümü istiyor.
Çünkü, benim ölüme en yakın geldiğim zamanlar, onun en çok uyarıldığı, heyecanlandığı durumlar oluyor -- demek ki, yaşadıklarının anlamını ölümde görüyor --- benim ölümümde..."