·
Okunma
·
Beğeni
·
5,9bin
Gösterim
Adı:
Ruhun Tutkuları
Baskı tarihi:
Haziran 2014
Sayfa sayısı:
173
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050203509
Orijinal adı:
Les passions de l'âme
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Baskılar:
Ruhun Tutkuları
Ruhun Tutkuları
Ruhun İhtirasları
Ruhun İhtirasları
Ruhun İhtirasları
Ruhun Tutkuları
Bu yaşamdaki tüm iyilikler ve kötülükler yalnızca tutkulara bağlıdır. Dahası ruhun ayrıca kendi hazları olabilir. Ama bedenle ortak olan hazlarına gelince, bunlar tamamıyla tutkulara bağlıdır; öyle ki bunların en fazla heyecanlandırdığı insanlar bu hayatın zevklerini en çok tadabilenlerdir. Tutkularını iyi kullanmayı bilmedikleri ve talihleri de ters gittiği zaman, en büyük acılarla karşılaştıkları da doğrudur. Ama bilgelik de asıl itibarıyla bu hususta faydalıdır, tutkulara hâkim olmayı ve onları maharetle kullanmayı öyle bir öğretir ki, neden oldukları kötülükler gayet katlanılabilir hale gelir ve hatta hepsinden sevinç payı bile çıkarılabilir.

Descartes'ın ölümünden kısa süre önce, 1649'da kaleme aldığı Ruhun Tutkuları, filozofun tasvir ettiği felsefe ağacının dallarına uzanan bir ahlak incelemesidir. Ancak tutkuları mutluluk ve özgürlük için bir engel olarak gören Stoacı geleneğe karşı tutkuları rehabilite eden Descartes'ın yaklaşımı bir ahlakçı tavrı değil modern anlamda söylersek, bir nörofizyoloğun tutumudur. Böylece adeta filozofun vasiyet eseri olan bu çalışmanın ana konusu, ruh ve beden arasındaki biyolojik birliğin oluşturduğu failin insani özelliği, sonra da ahlaki bir bireydir ve Descartes gerçek anlamda bir etik sunmaktan ziyade yönteminin son meyvesi olarak bir "pathos" projesi tasarlar.
173 syf.
·10 günde·9/10 puan
İki yüz on iki madde, üç bölümde içimizde yaşananları dışarıdan bakmamızı sağlayan bir eser. Hayatımızda pek çok şey yaşıyoruz; hayranlık duyuyoruz, seviyoruz, arzuluyoruz, aşık oluyoruz, üzülüyoruz, nefret ediyoruz ama genelde sadece duygusal anlamda yorumlayıp geçiyoruz. Gerçeklerden çok sadece görmek istediğimizi görüyoruz. Fakat bunların bedende nelere sebep olduğunu bilmiyoruz. Descartes bizi bu konuda, vücudumuzda yolculuğa çıkarıyor. "Hiç önemi olmayan şeyler üzerinde dururlar da, araştırılması daha faydalı şeylerle hiç ilgilenmezler." (#49724601) derken bizi kastetmiş olabilir. (: okuyun...
132 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Biraz ondan, biraz bundan = DENGE

Nevrotik toplum adı altında, bazı açıklamalar yapmak isteğimi bu kitapta buldum..

Öncelikle bu kitabı okurken, insan bedenini ve beynini derinlemesine araştırdığım anlarıma gittim; ‘Hatırlattı, tekrarlattı, kavrattı.’ Bedenimizde ve beynimizde olup bitenlerden toplum olarak bihaberiz...

Yıllar önce değer yüklediğim insan (kendisi buna ‘beni balon yapma’ demişti) ‘heyy diyip ortaya bir link bırakmıştı’ merakımın iştahıyla linke tıklamıştım. İşte benim dönüm noktam kesinlikle bu andı. ‘Nebuch’ la tanıştım. Soluksuz dört videosunu izledim. Epifiz beziyle tanışmamı sağlamıştı değer yüklediğim insan. Bu kitapta beni epifiz beziyle kucakladı. Başlarken ki düşüncelerimle bitirirken ki düşüncelerimi kıyaslıyorum . Nasıl başardın bunu Descartes!! dedirtti.

Bizi biz yapan her şeyin temelinde beynimizdeki algılar yatmakta. Descartes bizlere algılarımızın çeşitliliğini sunuyor, kitabı maddelendirerek, soru-cevap niteliğinde sürdürmüş. Her duyguya açıklama getirmiş ve kanımca bunu başarabilmiş biridir.

Karmaşıksanız, dününüzle bugününüz aynı değilse, çelişkiliyseniz, anlaşılmazsanız, bir tek ben mi böyle düşünüyorum diyorsanız, duygularınıza ad koyamıyorsanız işte size çok güzel bir cevabım var. En yakın kütüphaneye, kitapçıya vs. gidiyorsunuz bu kitabı alarak cevabınızı buluyorsunuz.

Ve hemen bitirmek istemiyorum aktarmak istediklerim bitmedi.
https://youtu.be/KdZAaZXLFQY
Bu linkte var olan mesajı işitmelisiniz. Epifiz bezi hakkında bilgi sahibi olmadan kitabı okumanızı istemedim

Bize kendimizden parçalar sunan kitaplar siz çok yaşayın!
Eksik fazla olması önemli değildir. Önemli olan bizim bir kitaba , bir videoya , bir insana , bir hayvana , bir ağaca , bir taşa vs. nasıl bakabildiğimizdir. Bakmalarınızın yüceliğine diyerek var olan her insana uyanma hissi yaratacak bu kitaba teslim etmek istiyorum..
173 syf.
·2 günde·8/10 puan
Ruhun ihtirasları olarak da çevrilen bu kitap 3 bölüm, 212 maddeden oluşuyor. 17.yy felsefecilerinden olan Descartes, kitabın ilk bölümünde insanın fiziki özelliklerini ele almış. Kalbin çalışması, bedenin bölümleri ve fonksiyonları, kas hareketleri, bu fonksiyonların çalışma ilkeleri gibi konular üzerinde durmuş. Ayrıca algı, irade, ruhun işlevleri gibi konular da ilk bölümlerde yer alıyor.

Sonrasında kitap ruh ile bedenin ilişkisi üzerinde duruyor. Ruhun ihtiraslarının sebepleri, bunların ne işe yaradığı, nasıl anlaşıldığı vs.… Ruhumuzda olup biten her şeyin vücudumuza mutlaka yansıdığını dile getirirken öfke, sevinç, keder, aşk, nefret, pişmanlık gibi durumlar göz önünde bulundurulmuş. Gösterdiğimiz tüm tepkilerin bilimsel yönlerini ruhla bağdaştırmış yazar.

Descartes, insanın kendini beğenmesi, güven, ümitsizlik, kıskançlık, korku, merhamet, minnettarlık ve daha aklınıza gelebilecek birçok duygunun hem ortaya çıkış nedenlerini hem de bunların bizler üzerindeki fiziksel ve ruhsal etkilerini açıklamış kitapta. Modern felsefenin kurucusu kabul edilen Descartes tarafından yazılan çok kapsamlı bir eser. Keyifli okumalar.
132 syf.
·8 günde·4/10 puan
Anlatıyor işte hayatın içinde her daim yaşadığımız düşündüğün halleri vaziyetleri. Lakin bilmek ne fayda getirir bence muallak çok takilmayin neden güldüğümüze, ağladığımiza. Gülmek isteyince gülün ağlamak isteyince ağlayın. Sevmek isteyince sevin. ..
173 syf.
·2 günde·Puan vermedi
İlk incelememle karşınızdayım.
Descartes, ruha ait tutkuları detaylıca anlatıyor bu kitabında. Altı temel tutku olduğunu söylüyor ve bunları sırasıyla ele alarak detaylıyor. Tutkuların bedenle ilişkisini anlatıyor.

Örneğin kin duyan bir insanın teninin neden kurşun rengine döndüğünü, tutkuların ne işe yaradığını, ilk nedenlerini aktarıyor.

Kitabı genel olarak beğensem de, beni fazla etkilemediğini de eklemek zorundayım. Çeviriyi de pek başarılı bulmadım. Cümleler ahenkli değildi, bu da okuma zevkimi haliyle örseledi.

Fakat Descartes elbette derya deniz. Onu tek bir kitapla eleştirip bir kenara koymak söz konusu değil. Başka eserlerine devam edeceğim.

Mutlu okumalar :)
160 syf.
·8/10 puan
1943 yılında Descartes, Herford Abbey Prensesi Abbess ile ahlaki sorunları, mutluluğun doğası, tutkuları ve tutkuları bastırmak için yaratılan ahlak konulu mektuplar yazışırlar. düşünürümüz tutkuları reddetmez, aksine insan varoluşundaki yararlı görevleri olduğuna, insanların tutkular tarafından kontrol edilmek yerine, tutkuları insanlar kontrol etmeli diye savunup bunun için bu konu üzerine çalışıyor. çalışmalarında, tutkuların zihni geliştirdiğiyle, ruh ve bedenin arasında bir ilişki olduğunu, tutkuların birleşimiyle iyi ya da kötü davranışlar yapılabileceğini bunu önlemek için kontrol edilmesi gerektiği ile ilgili teorilerde bulunur. ruh düşünür ama maddesizdir, beden fizikidir ama düşünemez. tutkuların doğası gereği acı çekmesi ve katlanılması gereken bir olgu olduğu gibi düşünceleri de savunuyor.
________________
ruha duyular ile gelen şey, akıl ile gösterilenlerden daha kuvvetle etki eder. fakat bununla beraber, daha az gerçek ihtiva ederler.
160 syf.
·1 günde·Puan vermedi
İşte bu yüzden aşırılığın çaresi karşımıza çıkan herşey hakkında kesin ve belirli hükümler oluşturmaya ve kötü yargı da bulunsak bile en iyisi olduğuna hükmettiğimiz şeyler daima vazifemizi yerine getirmiş olduğumuza inanmaya kendimizi alıştırmaktır
173 syf.
·8/10 puan
Kitabı iki sene önce okumuştum. Elime alıp bir şeyler hatırlayamayınca tekrar okumaya başladım ve bir haftada bitirebildim.
Ruhun Tutkuları’nda, Descartes’in tüm çabası bence her bir duygunun kökeninin nedensel açıklamasını vermektir.
Açıklamaların bazılarına bakacak olursak “Klasik bir tanımlama” diyebilir, eserin 16. Yüzyıl’da kaleme alındığını unutabiliriz.
-Bir kitabın çevirisine yeltenmek için, Anadil gibi konuşmak ve yazmak gereklidir. Kitabın bazı kısımlarında anlatım bozukluğuna bağlı olarak çeviri hataları mevcut, ve de yanlış kullanılan noktalama işaretleri. Bu kadar basit çeviri hataları veya anlam bozukluklarını Kitap, Dergi, Gazete vs- hiç ele alınmamış olmasına bağlıyorum- öyle ki, iyi bir kitap okuyucusu, çevirisi çok yüksek dereceli olmasa bile kelimelerin nerde nasıl oturtulacağını iyi beller ve saptar.
Kitaplar, daha doğrusu çeviriler böylelerine emanet ediliyor maalesef. Sıkıntısını ise okuyan çekiyor.- buna ayrı bir parantez açmak istedim.

Bence Descartes gücünü Metafizikten alıyor. Şüphesiz ki tarihte en büyük düşünürlerden bir tanesi. İlgi alanları olarak; Matematik, Bilim, Felsefe, Epistemeloji olarak veriliyor Wikipedi’de.- ama ben bu eserini göz önüne aldığımda hiç de tıp biliminin ilgi alanlarından biri olmayışını kabul edemem. Ki- Fizyolojik kuramı- Duygu da denilebilir- en geniş kapsamıyla işliyor eserinde. Bu kadar alanla ilgili olup başarılı olmak bence çok yüksek bir IQ’nün tasdiki.
Sokrates, Platon, Aristo, Augistinas'tan sonra Descartes gelir-ki Modern Felsefe'nin kurucusu sayılır.
*Üniversitelerde hemen her felsefe bölümünde okutulan eser olarak “İlk Felsefe Üzerine Düşünceler” adlı kitabın olduğunu öğreniyoruz.
Bir sonraki okuyacağım eseri olarak “Duygular Ya da Ruh Halleri”ni eklemeyi düşünüyorum, eğer bunca kitabı bitirir başlayabilirsek…

Kitap hakkında daha geniş Çıkarımlarda bulunacak olursak;
*Eser, Ruh ve bedenin farklı işlevlerini tanımlayarak “Duygu Nedir” sorusuna yanıt vermeye çalışır
*Descartes’e göre ruhla beden arasındaki ilişki beynin merkezinde yer alan “epifiz bezi” aracılığıyla sağlanır.
*Bedenin uzuvlarının tüm hareketleri kandaki “Hayvansal Ruhların” hareketleridir. Diye tanımlar, ve bunun nedenini de cisme veya “fiziksel ruha” bağlar.
Aslında tek cümleye sığdırırsak Descartes bence şunu demek istiyor:
-Hayvani ruhlar ile onlara katılan düşüceleri birbirinden ayırmakla doğamızın eksikliklerini ancak düzeltebiliriz.

Kitapta ayrı bir bölüm dikkatimi çekti; birkaç defa okudum. (“Biz ve başkalarına bağlı olan arzular” Madde 146).
İslam’da “Kader” dediğimiz kavramı elin yabancısı nasıl bu kadar güzel açıklayabilir diye düşündüm; Araştırdığımda ise Descartes’in etkilendikleri Aristo ve Eflatun dışında * Gazali, İbn-i Sina, İbn-i Rüşt gibi İslami Mutavassıf'ların ismini görünce meseleyi hemen kavradım, en çok dikkatimi çeken kısım burasıydı.
Her kitap üzerinde araştırma yapıyorum denilemez, inceleme ve küçük araştırmalarla birlikte zamanımdan bir 45 dakika daha ayırır mıyım? İstisna olmak üzere ayırırım.
Kitabın Çevirisini olumlu bulmadığımı söylemiştim, bu nedenle Kum Saati Yayınlarından şiddetle uzak durmanız tavsiye edilir! 1 puanı çeviriden kırdığımı söylemeliyim. Kitap, 212 Kısa maddelerden, deneme - inceleme usulü tarzında ele alınıyor. Sakin bir kafayla okumakta fayda var. İncelemeyi Descartes’in özdeyişi ile bitirelim;
“Düşünüyorum öyleyse varım…”
132 syf.
·3/10 puan
Descartes’in Ruhun ihtirasları kitabını okumak için elime aldım. Kitap madde madde yazılmış. Felsefeyle ilgili okuduğum nadir kitaplardan biri olacaktı ki bir yerde bıraktım. Descartes "Ceset artık iş göremez hale geldiği için ruh bedeni terk eder." diyor. Benim bildiğim ise "Ecel vakti geldiğinde ruh bedenden ayrıldığı için ceset iş göremez hale gelir." Önceki bildiklerimin yeni öğreneceklerimle çatışmasına hazır değilim. Böyle bir çatışmayı da âlemimde istemedim. Şu kadarını söyleyeyim. Yaklaşık 20 maddeyi okudum. Ve gördüm ki, atardamar, toplardamar, vücudun harareti, kanın akışı, sinir uçları, beyne giden dar yollar, bu yollardan incecik süzülen hayvan ruhları vs. vs. Üstadın şu sözü eşliğinde kitabın sayfalarını kapattım.
“Her şeyi maddede arayanların akılları gözlerindedir. Göz ise maneviyatta kördür.”
132 syf.
·2 günde·8/10 puan
"Duyguların, ihtirasların ve ruhun beden üzerindeki etkisi ve kontrolünü anlatıyor." demek en kısa ve en öz anlatım olabilir. Farklı bir kitap, size çok şey katacağını düşünüyorum.
160 syf.
·8 günde·Beğendi·Puan vermedi
Toplamda 212 maddeden oluşan ve tutkular üzerine odaklanan farklı konularda yazılmış düşündürücü ve bilgi dolu bir kitap. Uzun süredir bu tarz felsefi ve düşündürmeye sevk eden kitap okumamıştım. Benim severek okuduğum kitaplardan en iyisi bence.
132 syf.
·7 günde·Puan vermedi
René Descartes'in okuduğum ilk kitabı.
Özet olarak ihtirasların ve duyguların bedenimizde ve ruhumuzda meydana getirdiği etkileri çok iyi bir şekilde ortaya koyuyor.
../en zayıf ruhlu kim­seler bile, ihtirasları terbiye etmek ve yönetmek için yeteri derecede sanat ve maharet kullanıldığı takdirde, bütün bu ihtirasları üzerine pek mutlak bir güç ve egemenlik kurabilirler..
../zararı dokunan ve bedeni tahrip edebilen şeyleri baştan atmak bedene herhangi bir olgunluk ekleyen şeyleri elde etmekten daha önemlidir..
Bedenin bir bölümü kesildiği zaman, ruhta beden gibi daha küçük olmaz, fakat beden organlarının topluluğu bozulduğu zaman bedeni terk eder.
René Descartes
Sayfa 24 - Maviçatı
../ruha duyular yolu ile gelen şey, akıl ile gösterilenden daha kuvvetle etki eder, fakat bununla beraber, daha az gerçek ihtiva ederler..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ruhun Tutkuları
Baskı tarihi:
Haziran 2014
Sayfa sayısı:
173
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050203509
Orijinal adı:
Les passions de l'âme
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Baskılar:
Ruhun Tutkuları
Ruhun Tutkuları
Ruhun İhtirasları
Ruhun İhtirasları
Ruhun İhtirasları
Ruhun Tutkuları
Bu yaşamdaki tüm iyilikler ve kötülükler yalnızca tutkulara bağlıdır. Dahası ruhun ayrıca kendi hazları olabilir. Ama bedenle ortak olan hazlarına gelince, bunlar tamamıyla tutkulara bağlıdır; öyle ki bunların en fazla heyecanlandırdığı insanlar bu hayatın zevklerini en çok tadabilenlerdir. Tutkularını iyi kullanmayı bilmedikleri ve talihleri de ters gittiği zaman, en büyük acılarla karşılaştıkları da doğrudur. Ama bilgelik de asıl itibarıyla bu hususta faydalıdır, tutkulara hâkim olmayı ve onları maharetle kullanmayı öyle bir öğretir ki, neden oldukları kötülükler gayet katlanılabilir hale gelir ve hatta hepsinden sevinç payı bile çıkarılabilir.

Descartes'ın ölümünden kısa süre önce, 1649'da kaleme aldığı Ruhun Tutkuları, filozofun tasvir ettiği felsefe ağacının dallarına uzanan bir ahlak incelemesidir. Ancak tutkuları mutluluk ve özgürlük için bir engel olarak gören Stoacı geleneğe karşı tutkuları rehabilite eden Descartes'ın yaklaşımı bir ahlakçı tavrı değil modern anlamda söylersek, bir nörofizyoloğun tutumudur. Böylece adeta filozofun vasiyet eseri olan bu çalışmanın ana konusu, ruh ve beden arasındaki biyolojik birliğin oluşturduğu failin insani özelliği, sonra da ahlaki bir bireydir ve Descartes gerçek anlamda bir etik sunmaktan ziyade yönteminin son meyvesi olarak bir "pathos" projesi tasarlar.

Kitabı okuyanlar 385 okur

  • Arı Sütü
  • Reşit Sözüdoğruol
  • Aslı Yurtseven
  • Kaan Bozoğlu
  • bubbles
  • Buse Kaya
  • Mehmet Işık
  • Yiğit
  • beyza
  • Pınar Ömer

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%0
13-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%36.8
25-34 Yaş
%52.6
35-44 Yaş
%5.3
45-54 Yaş
%5.3
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%48.6
Erkek
%51.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%5 (5)
9
%8.9 (9)
8
%8.9 (9)
7
%5.9 (6)
6
%3 (3)
5
%2 (2)
4
%0
3
%1 (1)
2
%0
1
%0