Ellerimin önündeki dallar da
Sarıldı yaprağa
Göremiyorum karşı yamacı
Erken mi yoldayım
Ben mi geciktim
Yoksa ben mi geciktim
Önümüzde bir çınar yükseliyor
Her gece atlılar geliyor ona
Destan söyleşip gidiyorlar
Esmerlikleri
Tutuşup kuruyan dudakları kalıyor sabaha
"İçimiz hep bir hoşçakal ülkesi”
Bu dünya soğuk.
“İçimiz hep bir hoşçakal ülkesi”
Rüzgâr genelde ters yöne eser.
“İçimiz hep bir hoşçakal ülkesi”
Limon ağaçları kurur.
“İçimiz hep bir hoşçakal ülkesi”
Bahaneler hep hazır.
“İçimiz hep bir hoşçakal ülkesi”
Güzel günler çabuk geçer.
“İçimiz hep bir hoşçakal ülkesi”
İnsanlar kalabalık yolda rastgele yürür, rastgele durur.
“İçimiz hep bir hoşçakal ülkesi”
Herkes kendine göre haklı.
“İçimiz hep bir hoşçakal ülkesi”
mevsimidir
nedense ölmeye heveslenir insan
uzaya
bir avuç yıldız tozu gibi savrulmaya
rayından çıkmıştır yaşamak
bir eskimişlik duygusu nereye baksan
gücü yetmez kimsenin kimseyi kurtarmaya
çünkü ne güzeller
zehir zemberek güzeldir artık
ne zehir zemberek çirkindir
yeni çirkinler…
“Ve ben sonsuz bir düzlükte bir küçücük, bir silik nokta gibi eriyip gidiyorum. Seslensem kim duyar sesimi yalnızlıklar katından?”
“Dönelim… Dönmek yenilmektir biraz da, yarım kalmasıdır çıkışlarımızın, korkaklıktır, alışkanlıkların güvenli küflü kabuklarına sığınmaktır