Ailemin kalıplarının dışında davrandığım için, ikna olamıyormuşum meğer. Yıllarca kararlarım kaçmak gibi gözükse de kendimi çatışmadan korumakmış, onu anlıyordum. Temiz kalmak için verdiğim mücadelede, nasıl da haklıymışım. Kalbimi bu yüzden çok zorlamamışım. Orada kalmak isteyen dost, sevgili, kardeş akıyormuş zaten insanın içine hesapsız. Haklıydı. Bu yorgun çocukluğa, fırtınaları önceden sezme yetisi hediyeymiş meğer. Kaçış planlarım aslında, kendime has tedbirlerimmiş. Her insan kendi çapını, haddini ve ona yarayanını bilir ise, çiçekler gibi yerini de seviyormuş, yeşeriyormuş. Hayat böyle öğretmişti bana farklılığımı. Melek değildim ama ne kadar ve neydim bilmek isteyecek kadar cesur davranıyordum.