Hayatta olup biten her şey aslında önce aklımızın içinde olup bitiyordu. Mesela gözlerimizle görürken, aslında önce aklımızla görüyorduk. Elimizi, selamlaşmak için başkalarına uzatırken, aslında onlarla önce aklımızın içinde selamlaşıyor, tanışıyorduk. Hatta birilerini dudağından öperken bile ilk önce aklımızla öpüyorduk. Insan ne işitsel, ne dokunsal, ne görseldi; insan sadece akılsal bir varlıktı. Akılla yaşayan ve daima akılda var olan.