Merhaba, şubat ayının son kitabı ile geldim.
Kitap, 1950’li yıllarda Batı Trakya’da yaşayan Türk azınlığın maruz kaldığı baskı, zulüm ve asimilasyon politikalarını konu alır ve topraklarına tutunmaya çalışan Türk köylülerinin, kimliklerini koruma savaşını bizlere aktarıyor.
Emine Işınsu ile tanışma kitabım olan Azap Toprakları, bende oldukça karmaşık ama güçlü hisler bıraktı. Batı Trakya Türklerinin yaşadığı zulmü, o toprakların sancısını damarlarınızda hissediyorsunuz.
Yazarın dili gerçekten çok akıcı ve duru. Konu bu kadar ağır ve sarsıcı olmasın rağmen, yazarın anlatım gücü sayesinde sayfalar su gibi akıp gidiyor. Milli duyguları iliklerinize kadar hissettiren, oldukça etkileyici bir atmosfer kurmuş.
Ancak kitabın geneline hayran kalsam da, hikayenin bir noktada tam bir sonuca bağlanmasını, o düğümün çözülmesini beklerdim. Bekir'in somut bir adım atmasını beklerken kitabın bitmesi biraz yarım kalmış hissi yarattı.
Özetle, yaşanan acıları anlamak ve o dönemin ruhuna girmek için kesinlikle okunmalı ama final konusunda beklentinizi biraz esnek tutun derim.