Kitap, asıl adı Hasan el-Vezzan olan ünlü gezgin Afrikalı Leo’nun Granada’da başlayıp Fas, Mısır ve Roma’ya uzanan fırtınalı hayatını konu alıyor. Papalık döneminde Akdeniz’in karmaşık siyasetini ve koca bir yüzyılı bir insanın gözünden izliyoruz. Maalouf, doğu ve batı arasında köprü olmuş bu karakteri coğrafyalar ve kültürler arası bir yolculukla anlatıyor.
Tarih okumayı her zaman çok sevmişimdir; geçmişin izlerini sürmek ve o atmosferin içine girmek benim için büyük bir keyif. Afrikalı Leo da tam olarak bu beklentimi karşılayan, tarihle iç içe geçmiş, dokusu çok kuvvetli bir romandı. Amin Maalouf’un o akıcı ve zarif diline zaten diyecek yok.
Ancak dürüst olmam gerekirse; evet, kitabı genel olarak beğendim ve keyifle okudum ama bende çok derin, sarsıcı bir iz bıraktığını söyleyemem (Semerkand kitabını daha çok beğenmiştim). Yine de 16. yüzyıl dünyasını, Endülüs’ün hüznünü ve Akdeniz’in o dönemki ruhunu hissetmek isteyenler için harika bir durak. Tarih kokan romanları sevenlerin mutlaka şans vermesi gereken bir klasik.
Keyifli okumalar