Ayrılık, zorunlu ya da gönüllü, bir kopuşu,
bir acıyı, kimi durumlarda bir vefasızlığı ve ihaneti imlese de içinde daha geniş bir yaşama potansiyeli taşıyan bir insanlık halidir.
Yalnızlık bizim içeriye ve dışarıya ışık veren biricik penceremizdir Ömür Hanım... İki kanadı vardır, istekten ve korkudan; çarpar durur bir ömür içimizde...
Shakespeare’in On İkinci Gece adlı eserini ilk tiyatro metni deneyimim olarak okumak, benim için hem sürükleyici hem de eğlenceli bir yolculuk oldu. Kitap tek gecede bitti; dili akıcı, hikâyesi sade ama etkileyiciydi. Özellikle Viola’nın kılık değiştirerek içine düştüğü karmaşanın verdiği heyecan, hikâyeyi ilgiyle takip etmemi sağladı. Belki de içten içe onun kimliğini gizlediği hâliyle bir aşk yaşamasını daha çok istemiş olabilirim. Ancak olaylar beklediğim kadar karmaşık ya da sarsıcı bir şekilde gelişmedi. Sonu biraz sade, hatta tahmin edilebilir geldi diyebilirim.
Yine de On İkinci Gece, dönemine göre oldukça tatlı, mizahi ve akıcı bir anlatı sunuyor. Karakterlerin yer yer karikatürize hâlleri, hikâyeye hafiflik ve neşe katmış. Kitap, tam anlamıyla “çıtır bir okuma” olarak nitelendirilebilir. Tatil günlerinde ya da kitap okuyacak bir şeyler aradığınız hafif zamanlarda başvurabileceğiniz kısa, hoş bir klasik.