Utanç, bir yarasa gibi yüze yapışır ve alnımızın ortasından kanımızı emmeye başlar. Vücut o kadar zaafa düşer ki, adeta bir posa halini alır. Pespaye ve sefil bir şey olur. Onun için utanmak, kendi kendinden nefret etmenin eşitidir.
“mesela ben önceki hayatımda
şişman bir kediydim ve doğrusu
memnundum kedi olmaktan
camın kenarına uzanır güneşte gerinirdim
sevgilim bahçede gülleri budardı
her parmağının ucundan
birer damla kan emerdim
dünyada ikimizden başka kimse yoktu
ve aşk dedikleri buydu”
“senin de yenilenme zamanın geldi artık. biliyorum gideni unutamıyorsun ama sürekli böyle aklında tutarsan hastalanacaksın. artık aklında değil, kalbinde tutmalısın. öleni neden gömüyoruz? çünkü ortada bırakırsak çürür, hastalık getirir.”