Bitmesi için dua ettiğim bir Ahmet Ümit romanı oldu. Büyük hevesle okudum fakat benim açımdan hayal kırıklığıydı. Polisiye romandan daha ziyade Mevlana, Şems ve Tasavvuf üçgeninde geçen, çoğu yerde kendini tekrar eden, bazen gerçekten sıkıcı olan; işte tam burası kitabın can alıcı noktası dediğim kısımda bile hikayenin cılız kaldığı ve sonunu hiç merak etmediğim kitap oldu. İlgiliyle okuduğum Ahmet Ümit kütüphanesinde son sıraya koydum.
İlk kitaba nazaran daha az hikaye, daha çok şahsi eleştiri var bu kitapta. Hikayeler kapalı ifadelerle yazılmış ve ilk kitaptaki gibi detaylı ve sürükleyici bir anlatım yok. Tahminimce bu, meslek ve kurum mahremiyetini ihlal ettiği iddiasıyla işin içine Mit'in girmesi, kitabın toplatılması durumları ve bunun bir uyarı olması olabilir. Çokça kişisel izlenim ve eleştiri okuyacaksınız: devlet yönetiminden siyasilere, vatandaşların giyim tarzlarının 'çağ dışılığından' ekonomiye, yozlaşmaya, modernleşmeye, bütçe meselesine, askeriyenin kuruma hakimiyet kurma çabalarına kadar.
Güzel anılar biriktirmiş ve bu anıları mesleğinin mahremiyetini de koruyarak; şaşırtıcı, sürükleyici, anlaşılabilir şekilde - bol bol kinayeli mesajlar da ekleyerek- bir bütün halinde iyi toplamış. Gölge birisi için kalemi iyi.
Tam olarak polisiye diyemeyiz. Bana biraz aşk, ihtiras ve politik çekişmelerin olduğu bir kitap gibi geldi. Polisiye romanlardaki sürükleyecilik yok ama okutuyor :)
Büyük hevesle aldığım bu öykü kitabından pek bir şey anladığım söylenemez ama Semaver ve İhtiyar Talebe yani ilk ve son hikayeler etkileyiciydi. Semaver'de: Ali'nin annesinin ölümünü anladığı an bir miktar yıkıcıydı. İhtiyar Talebe ise uzun, karmaşık ama sonunu beklemeye değer bir hikayeydi. Fakat genel manada umduğumu bulamadım.
SemaverSait Faik Abasıyanık · İş Bankası Kültür Yayınları · 201915,2bin okunma