CEM AKDAG, bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

İnsanlık bir gün , ruhun bu iki arada bir derede kalmış halinin üstesinden gelmeyi başarabilecek mi?
Tanrı korkusu ile hayvani haz arasında afallamış biçimde gidip gelen , etrafı yasaklarla kuşatılan ve dinlerin saplantılı nevrozu altında adeta ezilen insan kendini bu medeniyet ikileminden çıkaracak yolu bulabilecek mi?
Bu iki kök güç , yani saldırganlık ve cinsellik dürtüsü nihayetinde gönüllü olarak ahlaksal sağduyuya teslim olduğunda , bizler bizi cezalandıran ve yargılayan Tanrıya ilişkin yardımcı hipotezi lüzumsuz görüp ondan vazgeçebilecek miyiz?

Freud ve Öğretisi, Stefan ZweigFreud ve Öğretisi, Stefan Zweig
CEM AKDAG, bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Uygarlığımızca çoktan aşılmış olan ensest ya da baba katili gibi sezgiler , aslında hala garip ve çarpıtılmış cinsel arzularımızda ve düşerimizde hayalet gibi dolanıyorlar.

Özel bir kliniğin hijyenik, elektirik aydınlatmalı , sıcacık lüks odasında çok kültürlü bir anne tarafından en narin ve en acısız yöntemle doğrulan ve bakımlı en güzel biçimde yapılan çocukta bile , o eski ilkel insan tekrar uyanıyor.

Bebek , ürkütücü kök güdülerinden başlayıp da kendini kısıtlamaya sonlanan binlerce yıllık bir süreci tekrar kademe kademe geçmeye ve medeniyete uygun yetiştirme uğraşlarını , gelişmekte olan ufacık bedeninde tekrar tecrübe etmeli ve bunlara katlanmalı.

Freud ve Öğretisi, Stefan ZweigFreud ve Öğretisi, Stefan Zweig
CEM AKDAG, bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Topluma ve ait olduğumuz cemiyetlere , bozulmaya uğramayan gücümüzün öyle büyük parçasını sunduk ki cinsellik ve saldırganlık gibi kök dürtülerimiz eski bütünsel erklerini gösteremeyecek haldeler artık.

Ruhsal yaşantımız giderek , daha hassas dallanıp budaklanan kanallara yayıldıkça , doğal akışının gücünü daha çok kaybediyor.

Özellikle uygar insanın cinsel yaşamı ağır hasar almıştır. Tıpkı diğer organlarımızda , diş yapımızda ya da saçlarımızda olduğu gibi , cinsel yaşamımız da bir tür yıpranma sürecinden geçmiştir adeta.

Freud ve Öğretisi, Stefan ZweigFreud ve Öğretisi, Stefan Zweig
CEM AKDAG, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Alışkanlıklar yaşamımızı en çok etkileyen şeyler olduğu için, elden geldiğince iyi alışkanlıklar edinmeye bakmalıyız.
Bilindiği gibi alışkanlık en iyi küçük yaşta başlarsa kök salar, buna da eğitim diyoruz. Gerçekte eğitim erken bir alışkanlıktan başka bir şey değildir.

Denemeler, Francis BaconDenemeler, Francis Bacon
Rukiye K, bir alıntı ekledi.
4 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Kötülük Tohumu ne çabuk boy atar! gürültüyle büyür, ortalığı velveleye verir. Buna karşın hayır tohumu meyve verir.
Kötülük ağacı kısa sürede büyür, boy verir, ama toprağın derinliklerine kök salmaz. Zaman zaman hayır tohumunun ışık ve hava almasına engel olması mümkündür ancak hayır ağacı ağır ağır gelişmesine devam eder, çünkü toprağın derinliklerine uzanan kökleri ısı ve hava ihtiyacı karşılar.

Ruhun Sevinci, Seyyid KutubRuhun Sevinci, Seyyid Kutub
Ayse Baykal, bir alıntı ekledi.
11 saat önce · Kitabı okuyor

Sadece bir yere kök salmayı başardığında gerçekten uzaklara gidersin.

Sen Benim Hayatımsın, Ferzan Özpetek (Sayfa 27 - Can Yayınları)Sen Benim Hayatımsın, Ferzan Özpetek (Sayfa 27 - Can Yayınları)

Ey gece!
Ey yeniden yeniden geceye sürgün veren kök!
Ey benim gözüm, kulağım!
Ey yıldırım yıldırım ruhumda dehlizler açan çaresizlik!
Ey benim derdim, sığınağım
Bir kubbe gibi dua olmuşum
Gecenin ıssız karanliginda...

a.erdil

Züleyha Çiçek, bir alıntı ekledi.
25 May 21:29 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Cansız toprakta canı, uçsuz bucaksız uçurumlarda hayatı gördüm. Yaşadığını sandıklarımızın cesetlerini gördüm.
Şehirler gördüm, saraylarına baykuşlar tünemiş, yenilmez krallar gördüm altından ışıl ışıl parlayan taçları kırık dökük mezar taşlarına dönüşmüş. Atlarının üzerinde birer dev gibi yükselen mağrur kumandanlar gördüm, yerin yedi kat dibinde kaybolmuş, kemikleri sadaklarındaki oklarına karışmış. Nice savaşçılar gördüm katman katman yerin altına kök salmış, yenen ve yenilen birbirine karışmış, muzaffer şahların zaferlerini solucanlar kutlar olmuş. Boşanmış damar, akmış kan, batmış kefenleri gördüm!
İlden ile gezdim, nice insanlar gördüm. Yerin üstünde yürüyen cesetler, toprağın altında yaşayan ölüler gördüm.
Gün geldi bir fakirde gerçek zenginliği buldum. Gün geldi hanları hamamları olan bir saraylıda fukaralığı gördüm.

Osman - Birinci Kitap, Beyazıt Akman (Sayfa 204 - Epsilon Yayınevi)Osman - Birinci Kitap, Beyazıt Akman (Sayfa 204 - Epsilon Yayınevi)

The Hobbit : An Unexpected Journey (2012)
Thrór’un altın sevgisi bir tutkuya dönüştü. İçini kemiren bir illet halini aldı. Aklını çelen bir illet. Ve o illetin kök saldığı yerde fena şeyler peydahlanır.

Cem Eren, bir alıntı ekledi.
25 May 00:06 · Kitabı okudu

"...okunan şeyler ancak derin düşünmeyle hazmedilebilir. nasıl ki aldıgımız gıdalar bizi yemekle degil sindirimle bes­lerse. Eğer bir kimse daha sonra üzerinde durup düşün­meksizin sürekli okursa okudukları kök salmaz, büyük bö­lümü itibariyle kaybolur. Gerçekten de bedensel gıdalan­mızla zihinsel gıdalarımız arasında durum hemen hemen aynıdır: insanın yediklerinin beşte biri ancak hazmedilir, geri kalan buharlaşmayla, terlemeyle ve benzeri şekilde kaybolup gider."

Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine, Arthur Schopenhauer (Sayfa 62)Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine, Arthur Schopenhauer (Sayfa 62)