İyi olsun gece..
İyi mi gecee...?? Vicdanlar uykuya geçmeden önce kapatılıyor artık.... sistem daha rahat çalışıyor böyle.. Yine de bazı cümleler huzur bozucu, eşitsizlik, karanlıkta değil alışkanlıkta kök salar.. Eşitliğin “fazla hayalci” sayıldığı bir dünyada hâlâ düş kurabilenlere selam olsun...
Duygu ve Düşünce
Bir gece, herkes uyuduktan sonra, insan kendi sessizliğinin karşısına oturmalı. Ne bir dostun omzuna yaslanmalı ne de bir teselli aramalı. Çünkü bazı acılar anlatılarak değil, yalnızca hissedilerek taşınır. O gece, yıllardır içinde ayakta tutmaya çalıştığı bütün enkazların arasında dolaşmalı. Bir zamanlar inandığı şeylerin yıkıntılarına dokunmalı. Gerçekleşmeyen düşlerin tozunu eline almalı. Uğruna beklediği yolları, gelmeyen insanları, yarım kalmış cümleleri birer birer hatırlamalı. Bekledikleri için ağlamalı insan. Çünkü beklemek, bazen kaybetmekten daha ağırdır. Kaybın bir sonu vardır; bekleyiş ise insanın içine kök salar. Her gün biraz daha eksilterek yaşatır kendini. Gerçekleşmeyenler için ağlamalı. Ama gerçekleşenler için de… Çünkü insan, bazen kavuştuğu şeylerin içinde kaybettiği kendisini bulur. Hayat ona dilediğini vermiştir belki, ama o dileği dileyen insan artık orada değildir. Sonra beklerken değişen hayatına ağlamalı. Zamanın usulca çaldığı masumiyetine, fark etmeden geride bıraktığı yıllara, bir daha asla dönemeyeceği eşiklere… Bir gün son kez yaşadığını bilmeden yaşadığı anlara… Son kez sarıldığı insanlara… Son kez duyduğu seslere… Ve en çok da kendine ağlamalı. Kimsenin görmediği savaşlarına… İçinde kopan fırtınaları gülümseyerek sakladığı günlere… Sevilmek uğruna sustuğu gerçeklere… Kırılmamak için vazgeçtiği hayallerine… Bir başkasına gösterdiği merhameti kendisinden esirgediği yıllara…
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İbnül Arabi diyor ki; Ayrılıkların ilahi bir hikmeti vardır!
Kalpte kök salmış bir bağ koparılıyorsa, bu gelişigüzel değildir; ilahî bir tedbir vardır. Çünkü Hak, kulunu boşluğa düşürmez; önce yer açar, sonra hakikati yerleştirir. Ayrılık bu yüzden yakar. Çünkü içindeki eski inşaat sökülmeden, yeni bina kurulmaz. Sen kalması için dua edersin, o gider. Gitmemesi için direnirsin, ama elinden kayar. Ama anlayamazsın... Tasavvuf bu soruya şöyle cevap verir: Bu bir terk ediş değildir; yön değiştirmedir. Senin kaldığın yer artık senin menzilin değildir. Önce yakar. Sonra uyandırır. Çünkü kalp yanmadan saflaşmaz. Mevlânâ'nın dediği gibi: "Yara, ışığın içeri girdiği yerdir." Ayrilik bazen kayip degildir. Bazen asil yakinligin başlangıcıdır. ilahi müdahale, unutuşu hatırlatmak İçin! Çok sevdiklerin bazen sana Allah'ı unutturur. Çok bağlandıkların seni kendinden uzaklaştırır. Işte tam burada ilahi el devreye girer. Seni uyandırmak için, bağı gevşetir. Sen bunu terk ediliş sanırsın. Ama bu, hayatına yapılan ilahi bir düzenlemedir. Kalpte taşınan her eski bağ, yeni tecellilerin önüne perde olur. Kur'an-ı Kerim bu durumu şöyle tarif eder: "Allah bir kavme verdiği nimeti, onlar kendilerini değiştirmedikçe değiştirmez!" (Ra'd, 11) Kalbin değişmedikçe, kader de değişmez. Ayrılık sancılıdır; çünkü seni başkasının bahçesinden çıkarır. Orada meyve toplamaya alışmışsındır. Ama Mevlânâ' nin dediği gibi: "Kendi evinde bulamadığını başkasının kapısında arama." ibn Arabi'ye göre kul, kendi kalbinin emanetçisi olmadan kemale eremez.
Taşta Dirilen Çiçek
Kırılmamış umut, kök salar en sert zemine; Toprak yoksa da hakikat bulur mekân kendine. Ey insan, ibret al: Diriliş gizlidir sabırda ve sebatta, Bir çiçek öğretir sana yeniden, yeni baştan. Şiir:Eyüp Beyhan Şiirin Detay⤵️⤵️ antoloji.com/tasta-dirilen-…
Şiir
Kitaplığımda okunmayı beklerken tekrar ağaca dönen kitaplar
Artık eskisi kadar kitap almadığım için (kendimi eğitme çabaları) kitaplığımda okunmayı bekleyen kitapları bir iletide toplamak istedim. İşte karşınızdaaa asla sıfırlanmayan o malum liste: ---TÜRK EDEBİYATI--- --Tarihi-- >Nutuk-M. K. Atatürk >Milli Mücadele Tarihi-Halil İnalcık >Eski Türk Tarihi-Ahmet Taşağıl >Kök Tengri'nin Çocukları-Ahmet Taşağıl >Osmanlı Padişahları-Erhan Afyoncu >Ateşten Gömlek-Halide Edip Adıvar >Küçük Ağa-Tarık Buğra >Ankara-Yakup Kadri Karaosmanoğlu >Deli Kurt- H. Nihal Atsız --Klasik/Roman-- >Semaver-Sait Faik Abasıyanık >Aylak Adam-Yusuf Atılgan >Surname-İskender Pala >Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk-İskender Pala >Puslu Kıtalar Atlası-İhsan Oktay Anar >72.Koğuş-Orhan Kemal >Dede Korkut Hikayeleri --Şiir-- >Uzak-Oruç Aruoba >Yağmur-Nurullah Genç ---YABANCI---
TÜRK ULUSU! Bu yazıyı yazmaktan o kadar çok utanç duyuyorum ki devasa bir ulus ve 100 binlerce yıllık geçmişi olan bir Ulusun parçası olup da hâlâ uls ne demek bilmemek kadar ayıp birşey yok yer yüzünde! Türk Ulusu hakkında o kadar çok cahilce yazı ve anlatım varki bunlara cevap vermekten bıktım usandım Adam diyor ki Ben Osmanlı Türküyüm Selçuk Türküyüm yetmez gibi bir de son dönem Yörük Türkü çıktı arkadaşlar Onun Bunun Türkü olmaz Türk hepsinin üst kimliği dir. Adam hala inat ediyor Yahu Türk unvan değil Ulusun ismi enson bıktım bu yazıyı yazmak zorunda kaldım ister okur anlarsın istersen git zıkkımın dibinin Türkü ol. Ulus (millet); aynı topraklarda yaşayan veya tarihsel olarak aynı coğrafyadan gelen; dil, kültür, ülkü, tarihdaşlık ve ortak genetik-kültürel hafıza bağlarıyla birbirine bağlanan en büyük insan topluluğudur. Ulus, zamanın ve coğrafyanın ötesinde, doğduğu günden yok olana kadar bölünemez tek bir organik gövdedir. Siyasi sınırlar, hanedanlar ve devlet isimleri değişse de ulusun özü ve sürekliliği baki kalır. Ulusal Devamlılık ve Gövde Teorisi Ulus bilincini kültürel, dilsel, inançsal ve genetik bir süreklilik olarak tanımladığımızda, Türk adının yanına getirilen her coğrafi, siyasi ya da hanedan merkezli ek, büyük resmi parçalayan birer yapay bölüntüye dönüşebilir. Sizin de belirttiğiniz gibi, özünde Hun, Göktürk, Selçuklu, Osmanlı, Safevi, Avşar veya Karamanlı gibi adlandırmalar, milletin kendi cevherinin isimleri değil; o milletin belirli dönemlerde kurduğu siyasi çatıların, devletlerin ya da idareyi elinde tutan hanedanların isimleridir. Bir milletin tarihi bir nehir gibidir. Nehir yatak değiştirir, bazen kollara ayrılır, bazen bir göle dökülür ama suyun kimyası ve kaynağı her zaman aynıdır. Asya bozkırlarında Ötüken merkezli kurulan Göktürk
Türk Tarihi