İnsanların birbirleriyle kurduğu ilişkilerden doğan birlik etkisi analog sosyolojidir. İnsanın bireysel dönüşümünden doğan kümülatif etkileşim dijital sosyolojidir. Bu iki yapı arasındaki fark, analogdan dijital sosyolojiye doğru yaşanan bir kırılmaya işaret etmektedir. Sadece sosyoloji alanındaki bu kırılım bile etkin olmayı gerektiren mücadele için başlangıç noktası olarak kabul edilebilir. Sosyolojik değişimi doğru tespit edebilmek, bu çağın en temel gereklerinden biri olarak karşımızda durmaktadır.
Sosyolojiyi ve ona bağlı bilimsel ve ilmi alanları yeniden tanımlamamız gerekir. Tanımlamalarımızı geçmişin dayattığı dogmatik bilim anlayışı içinde yaptığımız sürece doğru sonuçlara ulaşmamız mümkün olmaz. Batının bizde görmek istediği insan tipiyle ulaştığımız sonuçlar, kendi kök yapımıza uymaz. Değişen nesil koşulları doğru okunmadan, ortaya konulan reçetelerin kalıcı sonuçlar getirmesi beklenemez.
Bu sebeple iki sosyoloji arasındaki farkı yeniden tanımlamak ve gelişen yeni sosyolojik yapıyı açıkça ortaya koymak zorundayız. Analog sosyoloji, toplum katmanları arasındaki birlikten ya da çatışmadan doğan etki süreçlerine odaklanır. Dijital sosyoloji ise ilgi, satış ve bilgi merkezli dijital mecralar arasında bireysel tepkilerden doğan etkileşim süreçlerine odaklanır. Bu iki sosyolojik süreç birbirinden farklı işleyişler üretir. Aynı zamanda yeni sosyolojik yapıyı tanımlamak için de zemin oluşturur. Bir yandan teşhis yöntemi değişirken diğer yandan tedavi yöntemlerimizin de değişmesi gerekliliği bu süreçten doğar.
Analog sosyolojide toplum katmanları, inanca bağlı ilişkiler üzerinden şekillenir.
Bu anlayışın hayat üzerindeki etki alanları, toplumsal yapıların temelini oluşturur. Açıkça ifade edilmese de bütün toplumsal katmanlar inanç merkezlidir. Toplum katmanları,
"Simdi seninle bir iş yapacağız, Altınay," dedi gizemli bir tebessümle. "Bu kavak fidelerini senin için getirdim. Bunları birlikte dikeceğiz. Onlar büyüyüp kök salana kadar, sen de büyüyeceksin, iyi bir insan olacaksın. Senin ruhun güzel, aklın pırıltılı. Düşünüyorum durmadan, âlim olacaksın sen, buna inanıyorum, bak göreceksin, kaderin böyle yazılmış. Şu an gençsin, bir fidan gibisin tıpkı bu kavacıklar gibi. Senin bahtın da ilimle açılsın benim parlak yıldızım…”
Zebra balıklarına uygulanan bir deneyden alınan kök hücre değiştirilerek yedek organlar yapıldı. Çok yakında insanlar yedek organlarıyla yaşayabilecekler. Bu organlar uygun yerlerde muhafaza edilip kişinin ihtiyaç duyması hâlinde sıra beklemeye gerek kalmadan hastaya nakledilebilecek."
İman temel, güzel amel binadır; iman kök, güzel ameller ise ağacın meyvesidir. İman ve güzel davranış iç içedir. İman davranışa yön tayin ederken, davranış da hem imanı hem de mümini güzelleştirir.