8/10
·464 syf.··
2026 34. kitabı
Merhaba bugün sizlere sevgili @selinsafakkaleminden in yazmış olduğu "Adsız Serisi"nin son kitabı olan "AS" ile geldim. Bazı seriler son kitaba ulaştığında gücünü kaybeder, bazıları ise son adımıyla tüm geçmişi baştan yazdırır. Karşımızda tam olarak ikincisi var. İlk iki kitap boyunca , o bildiğimiz "küfürbaz" ve narsist Adsız’ın hikayesi, bu sonda bir istihbarat savaşı olmaktan çıkıp tüm dünyayı sarsan bir ağa dönüşüyor Bu kitapta öğreniyoruz ki, Adsız’ın hayatını çalan o "proje çocuk" meselesi meğer tüm dünyaya kök salmış küresel bir olaymış. Kahramanımızın diğer ülkelerdeki proje çocuklarının izini sürüyor.Üstelik yazar bizi sadece ana karakterle sınırlı bırakmıyor; Müge başta olmak üzere en güvendiğimiz karakterlerin bile arkasından çıkan hayat hikayeleri ve akılalmaz ters köşeler, insan ilişkilerinin ne kadar güvenilmez olduğunu gösteriyor. Yazarın ilk iki kitaptaki o sürükleyici ve merak uyandıran tarzı, bu son kitapta tam anlamıyla zirve ulaşmış.Bu kez sadece operasyonları okumuyoruz; yazar insan ruhunun en derin acılarını adeta kalbimize mühürlüyor. Adsız’ın etrafındaki herkes birer birer maskesini düşürürken kime güveneceğini şaşırdığı o çaresizlik, okuyucuya bir nefes darlığı gibi geçiyor. Babasını kaybettiği o sarsıcı anlarda yazarın kullandığı dil öyle net ki; karakterin içindeki o sert adamın nasıl bir çocuğa dönüştüğünü iliklerimize kadar hissediyoruz. Ferah ile kurmaya çalıştığı o yuvaya ve doğacak bebeğine tutunmaya çalışan kahramanımız, geçirdiği ağır yüz değiştirme ameliyatından sonra artık tamamen başka biri oluyor.Artık sayısız maskenin arkasına saklanan bir gölge değil; acısıyla, pişmanlığıyla ve nihayet kavuştuğu gerçek ismiyle Yusuf. Bir projeden doğup, acıyla yoğrularak gerçek bir insana dönüşen Yusuf’un bu son anlarını
İnsan ve Duygular
AsSelin Şafak · Hasrem Yayınları · 202518 okunma
Puan vermedi·147 syf.·
2026 32. kitabı
Nur Yaramaz ‘dan Kelebeğin Ömrü Kelebeğin Ömrü, yazarın kendi yaşam öyküsünü "duraklar" üzerinden kurguladığı bir otobiyografik deneme kitabı. Yazar, hayatın içinden geçen her duyguyu ve her dönemi birer durak olarak betimlemiş; okuru bu duraklarda kısa ama derin molalar vermeye davet ediyor. Kitap, Kelebek Durağı ile naif bir başlangıç yapıp Sevgi Durağı ile derinleşiyor ve bazı duraklarda içimdeki isyanın haykırdığı doğrudur. Yazar, sevginin en temel ihtiyaç olduğunu ve her yarayı iyileştirebilecek bir güce sahip olduğunu güçlü bir şekilde vurguluyor. Ancak kitabın "Sevgi Durağı" bölümünde değindiği bir nokta, okur olarak benimle ayrıştığı bir yer oldu; aileden görülmeyen sevgisizliğin kök nedeni olarak "onların da sevgi görmemiş olmasını" öne sürüyor. Kişisel kanaatimce, bu gerekçe maruz kalınan sevgisizliği hafifletmeye yetmiyor. Geçmişin döngüsü, bugünün eksikliğini her zaman haklı çıkaramaz. Bu kitabı kısaca bir "içini dökme kitabı" olarak tanımlayabilirim. Yazar, susmanın anlamsızlaştığı noktada "yazacağım" diyerek duygularını haykırmayı seçmiş. Edebi derinliği tartışmaya açık olsa da anlatmak istediği mesaj oldukça net ve doğrudan. Akıcı ve kısa bölümlerden oluşması sayesinde oldukça hızlı bitirilebilen, yormayan bir eser. “Bazen başlaman gerekir her şeye yeniden; geç kalmadan, ölüm gelmeden ve korkusu sarmadan bedenini, geç kalmamak gerekir bazen birine ya da kendine ama en çok kendine.” "Yalnız kaldım, çok yalnız kaldım çünkü hepsinin kıymetli vakitleri vardı ama bana ayıracak vakitleri yoktu ben de yalnız kalmayı tercih ettim." “Kim bilir belki kelebekler de veda ederken gülümsüyorlardır.”
Kelebeğin ÖmrüNur Yaramaz · Parga Yayınevi · 202115 okunma
Reklam
10/10
·368 syf.··
2026 14. kitabı
Kök Tengri'nin Çocukları, İslamiyet'in kabulünden önceki Türkler hakkında yazılmış bir eser. Hunlar, Gök Türkler, Uygurlar, Türgişler, Karluklar, Oğuzlar ve daha niceleri... Kitap, İslamiyet öncesi Orta Asya Türk tarihini araştıtmanın neden zor olduğunu anlatarak başlıyor işe. Sonra sırayla kurulan ve yıkılan devletleri, bu devletlerin var olma mücadelesini, girdikleri savaşları,teşkilat sistemini, kültürel özelliklerini, nihayetinde yıkıma giden süreçlerini, çevrilen entrikaları ele alıyor. Belgelerle desteklenmiş, ayrıntılı ve güzel bir kitap. Okuması elbette zaman alıyor. Öyle oturup tek nefeste okunacak bir kitap değil. Benim için kitabın tek tatsız yanı yer ve kişi isimlendirmeleri oldu. Yazar bu kitabı yazarken özellikle Çin kaynaklarından araştırmalar yapmış. Bu yüzden yer ve kişi isimlerini Çinlilerin telaffuzuna göre yazmayı tercih etmiş. Çince telaffuzlu isimler de çok dikkat dağıtıcıydı. Bu da okuma keyfimi bir tık kaçırdı. Bunu saymazsak alanında çok başarılı ve güzel bir kitap.
Kök Tengri'nin ÇocuklarıAhmet Taşağıl · Bilge Kültür Sanat · 20251,143 okunma
Bahçıvan ve Ölüm (Kısaltılmış İnceleme)
Puan vermedi·208 syf.·
2026 19. kitabı
Bir Bahçıvanın Portresi: 'Bahçıvan ve Ölüm' Romanındaki Baba Karakteri Giriş: Bahçıvandan Bahçeye Dönüşen Bir Hayat Georgi Gospodinov'un romanı, anlatıcının babasını en merkezi ve dokunaklı metaforla tanıştırır: "Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe." Bu basit ama derin cümle, karakterin tüm portresini çizen bir tohum gibidir. Bu ifade, onun yalnızca mesleğini değil; kimliğini, yaşam felsefesini, acıyla başa çıkma yöntemini ve en nihayetinde geride bıraktığı ölümsüz mirası özetler. O, toprağa kök salmış, kelimelerden çok eylemleriyle konuşan, sessiz bir onur, sarsılmaz bir direnç ve ölçüsüz bir sevgiyle dolu bir adamdır. Bu karakter portresi, romanın bu sessiz, metanetli ve sevgi dolu kalbinin katmanlarını aralamayı amaçlamaktadır. -------------------------------------------------------------------------------- 1. "Korkacak Bir Şey Yok": Stoacı Bir Ruh Babanın karakterinin temel taşı, hayata karşı sergilediği stoacı duruştur. En zorlu anlarda bile sığındığı ve etrafındakilere sunduğu teselli, onun kişiliğinin en belirgin özelliğidir. 1.1. Hayat Felsefesi Olarak Bir Cümle Babanın dilinden düşürmediği "Korkacak bir şey yok" ifadesi, basit bir teselliden çok daha fazlasıdır; bu, onun için bir savunma mekanizması, bir metanet ilkesi ve acıya karşı ördüğü bir duvardır. Bu söz, onun iç dünyasındaki fırtınaları gizleyen sakin bir yüzey gibidir. Aşağıdaki tablo, bu ifadenin ardındaki acı gerçekliği ve babanın sarsılmaz metanetini gözler önüne sermektedir: Söylediği Söz Karşılaştığı Gerçeklik "Korkacak bir şey yok." Ölümcül bir hastalıkla mücadele ediyor, dayanılmaz ağrılar çekiyor. "Korkacak bir şey yok, Durumunun
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,3bin okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2026 4. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 17:16
Bu kitabı okurken kendi çocukluğuma gittim hemen hemen aynı şeyleri ve aynı duyguları yaşadım. Bazen ağladım bazen güldüm. Bende düşündüm dönebilecegim kök saldığım bir evim varmı diye yoktu. Ordan oraya savruldum. Sadece çocuklugum kaldı anılarda, çünki çocuklugumu yaşadığım yerlerde yoktu artık. Çok etkilendim severek okudum. Teşekkür ederim İclal Aydın beni geçmişime çocukluguma götürdün sanki beni anlattın
Salkım Sokak No:3İclal Aydın · Artemis Yayınları · 02,537 okunma
Gardiyan
8/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 78. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 23:02
Psikolojik derinliği çok yüksek olan bu eser, babasından kalma oteli devralan Zebercet'in yalnızlığının öyküsüdür. ​Zebercet içine kapanık, çocukluğundan beri dışlanmış bir karakterdir. Bu hallerinin, geçmişinde yaşadıklarının bugünkü karakterinde etkisi vardır. Oteli işletmeye başlaması, kendi hapishanesinde kendisinin gardiyanı olarak yaşamaya başlamasıdır. Günden güne deliliğin tohumları kök salmaya başlar. ​Sosyal beceriden yoksun olan Zebercet'in, bana göre otel işletmesi de bir ironidir. Otel neticede insana hizmet sunan bir işletmedir; insanlar ile konuşmak, onları hoş tutmak gerekir. İnsan ilişkilerinde başarısız olduğu için oteli sadece kurallar ve prosedürler üzerinden yönetmeye çalışır. Ancak insan faktörü, yani otelde konaklayanlar, onun bu soğuk ve donuk düzenini sürekli bozar. Her gelen çift ona tek olduğunu hatırlatır. ​Zebercet otele gelen bir kadına aşık olur. Kaldığı odayı, tekrar geldiğinde onun için hazır olması için kimseye vermez. O kadını kendi halinden kurtulmak için bir çıkış noktası olarak görür. Saplantı haline gelen bu süreç onu ruhsal olarak çökertir.
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma
Reklam
Reklam