Dar ağacında sallanıyor ruhum. Yüreğimde ve zihnimde ne yaşandığından emin olamıyorum. Sanki ikisi birlik olmuşta beni içten içe bitiriyormuş gibi. Durup dururken gözlerim doluyor. Ağlamak çözüm değilse neden ağlar ki insan. Evet rahatlattığını bende biliyorum ama kalıcı bir çözümü yokken gözyaşlarımızı niye heba ederiz ki. Belki de saçmalıyorumdur şu an, üzerimde ki stres o kadar fazla ki geçmişi önüme koyup nerede hata yaptığımı sorgulatıyor. Benim dünyada oluşum bir hataymış meğerse. Teselli sözcükleri arıyorum bir yandan ama bulamıyorum, umudum hep varken bir anda hangi taşın altına girip saklandığını göremiyorum. Neredesin eyy umut! diye seslenesim geliyor. İnsanı yaşatan ve ayakta tutan da umudu değil midir. Öyleyse neden bu kadar çaresiz hissederiz. Neyse dediğim hiçbir şey geçmedi en sonunda neyselerimi alıp boynumda kolye olarak taşımak isterdim. Yine de neyse işte sınav öncesi ne hissetmem gerektiğini bilmiyorum. O yüzden içimde fırtınalar kopuyor işte ve ben o fırtınada dizginleri elimde tutamıyorum. Kaybolmaktan, kendimi kurtaramamaktan çok korkuyorum.
M.B.
"kolye gibi taşıyorum boynumda varlığını onun" Cahit Zarifoğlu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bir yıldız kaydı gökyüzünden ...
BİR YILDIZ KAYDI GÖKYÜZÜNDEN Çok kıymetli sevgili Vahap Bellibaş’ın Aziz Hatırasına... ​İçimde tarif etmekte zorlandığım, kelimelerin bile eğilip büküldüğü derin bir sızı var bugün. Hani bazı insanlar vardır; varlığıyla dünyaya zarafet, neşe ve umut taşırlar. Onlar göçüp gittiğinde sadece bir hayat son bulmaz, sanki dünyanın bir rengi, gökyüzünün bir feneri eksilir. İşte bu dünyadan öyle bir insan, bir asil beyefendi, bir çocuk dostu geçti.Emekli öğretmen ve duayen izci liderimiz Vahap Bellibaş... ​Kimbilir kaç çocuğun çocukluğu, kaç gencin geleceğe bakan pusulası oldu? Kaç yüreğe dokundu, kaç ömre unutmaları mümkün olmayan güzellikler fısıldadı? Bugün onun gidişiyle kaç yüreğin canı acıdı, tahmin etmek zor. Ama bildiğim bir şey var ki; onu tanıma şerefine erişen herkes, heybesinde onun o kocaman ve şefkatli kalbinden bir parça taşıyor artık. ​Ben onu, o unutulmaz Erzurum Keyifli Okul Atölyem (KOA) kampımızda tanıma şerefine ulaştım. Kampın o kendine has telaşı ve coşkusu içinde, koca yaşına rağmen bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle hepimizin neşe kaynağı olmuştu. Karşımızda duran sadece bir izci lideri ya da emekli bir öğretmen değil; çocukla çocuk olan, çocuk gibi oynayan, oynatan, şarkılarıyla ve marşlarıyla tüm ortama hayat veren canlı bir çınardı. Yaşı ne olursa olsun, ruhu her daim bir yavrukurtun heyecanını taşıyordu.✌️ ​Gittiği her yeri, şahit olduğu her güzel anı not defterine kaydederdi. Sanki hayata ve insana dair hiçbir güzelliği kaçırmak istemez gibi, her anı ölümsüzleştirirdi. Tahminim o deftere sadece notlar değil; nezaket, saygı, sevgi ve naiflik de işlenirdi ilmek ilmek. Öyle içten, öyle mütevazı öyle candı ki... Sosyal medyada paylaştığım her gönderime , attığım her storiye o kadar güzel, o kadar kalpten yorumlar yapardı ki, onun o zarif
Duygu ve Düşünce
Birsürü boncuklu kolye alın bana !!!!
Sen benim onyedi yaşımsın, Deli çağımsın... Okulu ilk asışım, İlk kez birine gümüş kolye alışımsın. Sen benim ilk sakarlığım, ilk tuhaflığım, ilk yakalanışımsın. Sen benim onyedi yaşımsın...
Şiir
Elmas Kolye !!
Boynunda duran elmas kolyeyi aramak için odadan odaya koşturup duruyorsun.
Alıntı