...
Ayrıca, unutmayın ki siz hatalarınızla eş değer değilsiniz. Hata yapıyor olmanız, bir birey olarak sizinle ilgili hiçbir şeyi ifade etmez. Doğuştan değersiz biri olduğunuz sonucuna kapılıp gitmeniz kolaydır ancak işin aslı hataların kontrolü sizin elinizdedir, hataların değil. Onları ayaklarınızın altına yerleştirdiğinizi ve bir sonraki seviyeye yükselmek için basamak taşları olarak kullandığınızı hayal edin. Bizi tanımlayan hata yapma şeklimiz değil, onlarla nasıl başa çıktığımızdır.
Marcus Aurelius, "Kişinin hayatı düşlerinin rengine boyanmıştır." der. İmgelerimiz ne renkse hayatımız da o renktir. Hiçbir düşümüz yoksa veya düşümüz bir nesne ile kısıtlanmış ise yaşam alanımız da o kadar olacaktır. Hayallerimiz ele geçirildi, tüketim toplumu hayal dünyamızı işgal etti. Tüketerek mutlu olacağımıza dair bir fikre kapılmış durumdayız.
En güçlü liderin bile mükemmel olmadığını hatırlatır şu sözlerle: "Her eyleminde doğruluk ilkelerine göre davranmayı başaramazsan canını sıkma, gönül gücünü yitirme, öfkelenme; yanıldıysan baştan başla..."
Hepimiz için günlük tavsiyeler içerir. Başına gelenleri çözmek için önce onları kabullenmen gerekir ve bu senin iradendedir, diğer insanlara nasıl davranacağın, bu senin kararındır ve hangi fikirleri zihin dünyana kabul edip etmeyeceğin, bu senin seçimindir.