İnceleme yazısı Can'ım Tenimden Ayrıldı- Ebru Asya
10/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Ares Kitap tarafından ikinci baskısı yayımlanan “Can’ım Tenimden Ayrıldı,” adlı eser, iki yüz sayfadan oluşmaktadır. Yazar ve şair, Ali Haydar Koyun’un altıncı kitabıdır. Kitapta kırk beş anlatı vardır. Metinler genel yapı itibariyle birkaç sayfadan oluşmuştur. Her bölümün başlangıç sayfasında okuru anlatıya hazırlayan lirik geçişler bulunur. Bu geçişler anlatının duygusal eşiğini belirlerken aynı zamanda epigraf işlevi görür. Kitabın içeriğine dair bölümde yazar, eseri kaleme alma gerekçesini açıklamaktadır. Geride yazılı bir eser bırakmamış olsa da can dostum dediği Yücel Doğanşahin’in yazılmaya değer bir hayat sürdüğünü vurgular. Bu kitabı yirmi altı yıllık hatıraların vefa nişanesi olarak okura sunar. Bir kayıp üzerinden duygu paylaşımının yapıldığı metinlerde yazar, süslü anlatımlardan kaçınmıştır. Okurla sohbet ediyormuş gibi kurduğu içten dil sayesinde kitabı herkesin kolayca anlayabileceği ve içselleştirebileceği bir zemine taşımıştır. Ancak bu sadelik anlatımın şiirsel yönünü gölgede bırakmamıştır. Bazı cümleler şiirsel mısralar inceliğinde sayfalara süzülmüştür. Yalınlık içinde derinlik barındıran bu üslup, esere duygusal bir zarafet kazandırmıştır. Yürüme engelli Yücel Doğanşahin’in hayatına adanan Can’ım Tenimden Ayrıldı adlı eser biyografik ve tanıklık temelli bir kitaptır. İçerikte; anılar, mektuplar, günlükler, dost duygular adı altında yapılan yorumlar ve taziye mesajları yer almaktadır. Acı, burukluk, boşluk, çaresizlik, dostluk, düşler, fedakârlık, karanlık, ölüm, özlem, sancı, sevgi, sonbahar, vicdan, yara, yas gibi temalar işlenerek, yer yer Ali Tura, Ahmet Arif, Benjamin Franklin, Cemal Süreya, Charles Bukowski, Konfüçyus, Mevlâna, Osho, Paul Carson, Publilius Cyrus, Şükrü Erbaş, Tuncel Kurtiz, Yusuf Hayaloğlu gibi yazar- şair ve düşünürlerden
Can'ım Tenimden AyrıldıAli Haydar Koyun · Ares Kitap · 20222 okunma
Bu nasıl sıcak bir dil
8/10
·72 syf.··
2026 28. kitabı
Bayan Ming'in Hiç Olmayan Çocuğu benim için kısa hacmine rağmen büyük duygular taşıyan bir romandı. Éric-Emmanuel Schmitt son derece naif, sade ve akıcı bir dil kullanıyor; kitap sanki bir roman değil de iki insan arasında geçen uzun bir sohbet gibi ilerliyor. Özel hayatındaki kırgınlıklardan uzaklaşmak için Çin'e gelen Fransız anlatıcının Bayan Ming ile kurduğu dostluk, kültürler arasındaki farklılıkların ötesinde insanın anlaşılma ihtiyacını gösteriyor. Kitapta beni en çok etkileyen şey ise Bayan Ming'in çocuklarından bahsederken kullandığı sevgi dolu dil oldu. Sayfalar ilerledikçe bunun sadece bir aile hikâyesi değil, insanın umut etme, kendine bir anlam yaratma ve hayata tutunma biçimi olduğunu hissediyoruz. Ayrıca Konfüçyüs düşüncesinin romana yerleştirilme şekli çok başarılı; felsefe bir ders gibi anlatılmıyor, günlük konuşmaların içine doğal bir şekilde karışıyor. Bu yüzden kitap hem düşündürüyor hem de insanın içini yumuşatıyor. Bende kalan duygu hüzünden çok şefkat oldu. Kısacık bir metnin içine bu kadar sevgi, bilgelik ve insanlık hâli sığdırabilmesi kitabı benim gözümde özel kılan şeydi.
Bayan Ming'in Hiç Olmayan On ÇocuğuEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20257,4bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·154 syf.··
2026 31. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 16:20
Bitti… Bu tarz kitapları çoğu insan gibi ben de gözümde büyütürüm ve ince kitaplardan da bir tık korkarım. Ama bu kitap korktuğum gibi olmadı. Dili çok sade ve Konfüçyüs’ün kısa kısa konuşmalarını içeriyor. Roman gibi bir anda değil de ara ara bakılabilecek bir kitap olarak okunsa daha iyi olur.
KonuşmalarKonfüçyüs · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20211,910 okunma
9/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2026 62. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 00:00
Çok merak ettiğim yazar Eric-Emmanuel Schmitt ile tanışma kitabım sevgili Pınar'ın Epia Reng tavsiyesi ile Bayan Ming'in Hiç Olmayan On Çocuğu oldu. İyi ki okudum ve kesinlikle yazardan okumaya devam edeceğim. İncecik kitabın neredeyse her sayfasını çizdim. Eric-Emmanuel Schmitt; Fransız romancı, oyun yazarı ve sinema yönetmeni. 1960 yılında Lyon'da doğdu. 1980-85 yılları arasında Ecole Normale Superieure'de felsefe eğitimi aldı. Eserlerinde, Tanrı, dinler, şiddet ve kutsal arasındaki bağ, yitirilen kimlik, davranışların gizemi gibi konulara yer veren Schmitt'in kitapları 45 dile çevrildi, tiyatro oyunları 50'den fazla ülkede sahnelendi. Kitaptan bahsedecek olursam; Çin’deki katı 'tek çocuk' yasasına rağmen hayal gücüyle bu otoriteye başkaldıran bilge bir tuvalet görevlisinin hikâyesidir. Roman, anneliği, hayal gücünün özgürleştirici gücünü ve gerçeğin algılanış biçimini sorgular. Çin'in Yunhai kasabasındaki bir otelde çalışan yaşlı ve bilge Bayan Ming, tesadüfen oraya giden Fransız bir iş insanıyla arkadaş olur. Ona büyük bir gururla birbirinden farklı karaktere sahip on çocuğunun hikâyesini anlatır. Çin'de yasal olarak tek çocuk sınırı varken, Bayan Ming'in on çocuk sahibi olması dikkat çekicidir. Ancak zamanla olayların gizemi çözülür. Hikâyenin ilerleyen kısımlarında Bayan Ming’in aslında sadece tek bir çocuğu olduğu ortaya çıkar. Çocuklarına yazdığı mektuplar başkaları tarafından yazılmış hayal ürünüdür. Yaşadığı derin yalnızlığa ve Çin'in kısıtlayıcı gerçekliğine karşı bir savunma mekanizması olarak zihninde kusursuz bir dünya kurmuş, asla sahip olamadığı on çocuğuna ayrı ayrı karakterler ve gelecekler bahşetmiştir. Kitabın sonunda yazar, gerçek ile hayal arasındaki ince çizgiyi sorgularken, zihnin sınırlarının insanı nasıl özgürleştirebileceğini vurgular. Bayan
Bayan Ming'in Hiç Olmayan On ÇocuğuEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20257,4bin okunma
Puan vermedi·204 syf.·
2026 10. kitabı
Kimilerinin her şeyin bittiğini sandığı, kimilerinin de yeni bir hayatın başladığına inandığı yerde, yüksek duvarlarla gözlerden gizlenmiş eski bir mezarlığın sessizliğinde Aynalı Baba. Ayna parçaları taktığı sarığı ve cübbesi, teneke parçaları iliştirdiği pejmürde kıyafetiyle tam bir tezat teşkil eden vakara sahip yaşlı bir adam. Ve Raci.. Pozitivizm ve maneviyat arasında sıkışıp kalmış huzursuz bir genç. Osmanlı'nın son dönem aydınlarından Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi, Amak-ı Hayal isimli kitabında buluşturmuştur bu iki karakteri. Kitap, okuru, mürşid-i kamil olan Aynalı Baba rehberliğinde irfana uzanan gizemli bir yolculuğa davet eder. Raci, yolculuğun sonunda hayallerin derinliklerinde kaybolmanın aslında kendini bulmak olduğunu keşfedecektir. Amak-ı Hayal konusu itibarıyla bir seyri sülûk kitabıdır. Ancak yazım türü olarak hangi kategoriye girdiği tartışma konusu olmuştur. İlk tasavvufî roman olduğunu söyleyenler çoğunlukta olsa da içerisindeki Buda, Zerdüşt, Brahman, Platon gibi İslam dışı unsurların varlığı onu alışılmış bir tasavvuf kitabı olmaktan çıkarmaktadır. Üslup açısından ise her ne kadar roman türüne yakın görülse de modern roman kriterlerine tam olarak uymamaktadır. Bu bakımdan Amak-ı Hayal ne tam bir roman ne de tam bir hikaye kitabı sayılabilmiştir. Muhtevası ise ne sadece tasavvuf ne de sadece felsefedir. Anlaşılan o ki Darulfununda felsefe hocalığı yapan ve tasavvufla iç içe bir hayat yaşayan yazarın bu kitapla amacı, felsefî, tasavvufî ve ahlâkî konulara ait görüşlerini okucuyu sıkmadan bir kurgu dahilinde aktarmaktır. Roman tekniğini ise sadece bir kılıf olarak kullanmıştır. Amak-ı Hayal iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Raci ve Aynalı Baba'nın tanışmasına ve Raci'nin rüya aleminde
A'mâk-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202122,3bin okunma
A'mak-ı Hayal İncelemesi ( Zordu ama başardım sanırım :) )
10/10
·204 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 12:39
Dünya ile inancı arasında sıkışmış; arayış içindeki bir adamın, hayalin derinliklerinde alt metni dolu mitolojik hikayelerin bir karakteri olarak hikayeden hikayeye, hakikatten hakikate geçişlerini okuyoruz. Esas konu hakikat tabii ki. (“Ben küfür ile imandan, ikrar ile inkârdan, tasdik ile kuşkudan meydana gelmiş bir şey olmuştum. Kalben inkâr ettiğimi aklen tasdik eder, aklen reddettiğimi kalben kabul ederdim”) Ana karakterlerimiz Raci (hakikat ve anlam arayıcısı) ve Aynalı Baba (hakikate hangi yoldan gidileceğini bilen derviş). Bu karmaşa ve şüphelerden kurtulmak için, ileri gelen alimlerle görüşür ama bir sonuç alamaz ya da aldığı sonuçlar onu tatmin etmez. Günün birinde, her gün önünden geçtiği şehrin mezarlığındaki kulübede yaşayan, ney üfleyip gazeller okuyan Aynalı Baba’nın yanına gider. İçindeki şüphelerini Aynalı Baba’ya anlatarak yardım ister. Onunla her gün görüşür. Görüştüğü bu günler kitapta bölümler halinde yer alır. Her bölüm aynı zamanda Raci’nin kafasındaki bir sorunun cevabı niteliğindedir. BÖLÜMLER 1. Gün: Hiçlik Zirvesi – “Nirvana, Nirvana!” Buddha önderliğinde Hiçlik Zirvesi’ne yolculuk yapar ama bu yol kolay bir yol değildir. Öncelikler arzularını yok etmesi gerekmektedir fakat başarılı olmaz ve Hiçlik Zirvesi’ne ulaşamaz. 2. Gün: “Yâ nûr! Yâ nûr! Karanlıkları nûr et.” Zerdüşt topluluğuyla savaşçı olarak bir mücadeleye katılır. Asıl olan Ehrimen ve Hürmüz’üb mücadelesine tanıklık eder. Sonuç olarak yeryüzünden karanlığın (kötülüğün) yok edilemeyeceğini ve hatta yok edilirse aydınlığın (iyiliğin) bir manasının kalmayacağını anlar. 3. Gün: Devr-i Daim Raci'nin suda kendi aksiyle bütünleştiği, evrendeki her şeyin başladığı yere döneceğini ve sonsuzluğu idrak ettiği evredir. **4. Gün: İmtihan Meydanı, Arifler
A'mâk-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202122,3bin okunma