'' Sağlıklı korkular da vardır, ölçüsüz yer değiştirmiş korkular da vardır. Bazılarını yaşamamız diğerlerini aşmamız gerekir ama bunların hepsine saygı gösterilmeli ve eşlik edilmelidir..
'' Medeniyet, her şeyden önce değerlerdir. Sonra da sistemli ve maddi olgulardır.
İnsanların kalplerini İslam'a açan ilk Müslümanlar, -az bir bölüm dışında- maddi medeniyet olgularına sahip değillerdi. Ancak onlar, gerçek medeniyetin özüne sahiptiler. Şahsiyet üstünlüğü, açık gönüllülük, adalet, sevgi, Allah için tevazu, ilkelerin üstünlüğü, ahlak güzelliği, güzel bir hedef için ciddi yöneliş, hareket ve düzeni koruma...
Sonra da ümmetin istikrarı ve yeryüzüne hakim olmasının ardından medeniyetin maddi olguları gelmektedir.
Ancak bu ümmet, yüce İslam hedeflerine boyun eğen bir ümmet olmaya devam etti. İnsanların kalplerinde ve fikirlerinde parlayan nur, o gün üç kıtayı da aydınlatıyordu.
Ne zaman ki ümmet - ya da ümmetin zenginleri- lükse daldı, ümmetin fakirleri tevekküle bağlanıp oturdular, işte o zaman değişmeyen ilahi kanunlar ümmete isabet etti.
Bugün, Batı'dan sahte bir medeniyet akını var. Kalpleri İslam'ın hakikatinden gafil kimseler de buna hayranlık duyuyorlar...