Sevmek bir sanat mıdır? Bu eyleme döküldüğünde gereklilik gözetilecek ciddiyette bir "iş" midir? Eğer keskin tanımları olması, anlaşılır kılınması için bir öncelikse içeriğinde sayısız yoruma sahip bir konu olduğuna hemfikir olmalıyız. Ancak bu içerik yeterlilik bakımından yaşananların anlamını karşılamaya yetiyor mu burası tartışılır. Bunun üzerine kişisel bir yorum yapmadan, herkesçe anlaşılması istenen şairane üslupla yazılan yazılardan hariç anlatabilmenin önemli olduğu kanaatindeyim. Çünkü bu bir sanatsa bile, her sanatçının sanatında özgünlüğü dikkat çekecektir. Sevginin anlaşılması başkalarında sevginin ne olduğuyla ya da ne yapmaya ortam hazırladığını söylemekle sağlanamaz. Hepsinin ötesinde bu kişisel denilen duygu hiç kimse de olmayandır. Hayatın içerisine seçim şansı sunulmadan mecburi dahil edilen insanlara duyulan aile bağları asla sevginin temelini oluşturmaz. Hatta ayrımı yapmak için dayatılan bir nevi farklı duyguları kavramaya hazırlar. Kitapta geçenlerin aksine anne, baba, tanrı sevgisi; sevginin temelini oluşturan nedenlerden değildir bence. Çünkü sevgi bir duyguysa geçmişin gözlemine kıyasla olay zincirlemesinde doz ve sevgi duyulana karşı bir farklılık hissettiriyorsa; zamanla kişiye yere göre değişebilir bir şeydir. Var olduğu bilinci tanımlanabilirliği esasında akla yatacaktır ama tanımının da ötesinde olduğu farkındalığı korkutacaktır. Oluşu kontrollü ama artışı; hem bedensel hem de düşünsel olarak kendi dışında bir baskıya esir olunmuşluğu hissettirecektir. -anlatımımın ürkütücülüğü, içeriğinde ki zevkin yoğunluğundan kaynaklı- Eksik olanın "iyilik" olduğu algısını bu eksikliğin giderilişinin hoşluğunda bulmak; tüm duyguları, yaşananları, yaşanamayanların acısını tarif ediyor. Herkes için başkadır; kimi için tamamlanış, kimi için kayboluş...
Yüzlerce kitaptan yararlanılmış ve bir öz olarak sunulmuş bu kitap. Tarihsel gerçekliklerden ve nesnellikten uzaklaşılmadan, bilim namusuyla hazırlanmış bir yakın tarih kitabı... Kaynaklar taramaya vaktiniz yoksa, fakat buna rağmen sağlam bilgiler edinmek istiyorsanız, şiddetle öneririm bu kitabı.
Yalın bir dili var. Okurken, bir yandan da olaylar dizge halinde somutlaşıyor kafanızda.
3. Selim ile başlayan, 2. Mahmut ile devam eden yenileşme çabaları... 31 Mart Olaylarının arka planı... Hareket Ordusu...
Yenilikçiliğin, Devrimciliğin, yeniliklere ve devrime önderlik etmenin, ancak tarihi iyi yorumlayanların yapacağı çok büyük bir iş olduğunu duyumsuyor, bizi bugünümüze taşıyan önderlere bir kez daha vefa duygusuyla teşekkür ediyorsunuz.
Tarihsel gerçeklikler karmaşık bir örgü içinde değil kitapta, bir ön bilgiyle ve düzen içinde veriliyor. Öğrenciler mutlaka okumalı. Tarih felsefesi yapmak ancak bu tür kitapların okunmasıyla olası. Kaynak bir eser...
Üçlemenin ikinci kitabını da bitirdim. Serinin ilk kitabından (çocukluk) laf aramızda nefret etmiştim. Fazla basit buldum nedense. Ama "İlkgençlik" gayet güzeldi. Şimdi "Gençlik" kitabını okuyacağım. Sanıyorum onu ikisinden de çok seveceğim. Çünkü bu iki kitap, "Gençlik" yani serinin 3. ve son kitabına hazırlık yapılıyor havası da veriyordu.