a

Adnan Menderes

6 üye
Takip
Menderes çok yorgun ve bezgin bir havadaydı, boynu çöp gibi kalmıştı. Elinde bir defter vardı, mahkemeyi heyecanla izliyor ve elindeki deftere notlar alıyordu. Benim ilgim Menderes üzerine yoğunlaştı. Bir ara tahminime göre elindeki kalemin mürekkebi bitti, kalemi oynattı yazmadığını gördü ve beni çok etkileyen bir olay o anda oluştu. Menderes yanındaki bakan arkadaşının kulağına eğilerek bir şeyler söyledi. Benim tahminim kalemi olup olmadığını sordu. Soru sorduğu arkadaşı birden eliyle koluyla hiddetli bir şekilde, benim de duyacağım bir tarzda "Mahkemeyi izliyorum, beni rahatsız etme" diye Menderes'e cevap verdi. Zavallı Menderes'in kafası önüne düştü, öyle kalakaldı. Bu davranış bana çok dokundu. Kendi kendime "Erol, sakın ola ki siyasete girme, siyaset çok iğrenç bir şey" dedim. Bu arada bu konuşmanın farkına varan mahkeme başkanı: Ne oluyor, mahkemenin sükûnetini bozmayın, diye konuşunca Menderes iyice kabuğuna çekildi ve celse bitinceye kadar başı öne eğik perişan bir vaziyette oturdu. Bir ara durumu fark eden Celal Bayar eğilip Menderes'e bir şeyler söyledi, Menderes başını sallamakla yetindi.
Adnan Menderes
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hülasa öyle denilebilir ki Adnan Menderes'in zuhuru, aslında ve bizzat kendi şefi, kendi parti önderleri ve mensupları için bile, biraz da beklenmeyen bir sürpriz oldu. Bir gün bu uysal ve hiç de halk adamı görünmeyen nazik insanın, memleketin üstünde bir hışım ve kudret bayrağı gibi eseceğini ve halkın bir nevi mistik sevgisi ile sarılacağını, herhalde kimse tahmin edemedi.
Sayfa 64 - Remzi Kitabevi·Kitabı okuyor
Adnan Menderes
Gerçi o evvelce; uysal ve bulunduğu meclislerde biraz aşırı nezaket ve hatta biraz çekingenliğinden başka tarafları ile dikkati çekmeyen bir insan gibi tanınırdı. Onun bir gün ön planda bir politika adamı ve memlekette en güçlü söz sahibi olacağını o günlerde, onun en yakın arkadaşları arasında bile sezen, galiba tek kişi çıkmamıştır.
Sayfa 65 - Remzi Kitabevi·Kitabı okuyor
Adnan Menderes
NECİP FAZIL ve MENDERES...
(...) Necip Fazıl Kısakürek'e göre Menderes de her türlü aksiyon ve hamleye yabancı bir "paşazade mizacına" sahiptir. O, siyaset sahnesine bir "siyasî edebiyat adamı" olarak çıkmış; fiil, hareket ve hamle gerektiren kritik anlarda eyleme geçmek yerine, sadece "aynı edebiyatla kızıp köpürmek ve kabını örselemekten öteye varamayan" bir profil çizmiştir. Necip Fazıl'a göre Menderes'in trajedisi, yapması gereken "aksiyonu" yapmamasından doğar. Fikir, plân ve cüret gerektiren hiçbir meselede "miskal derecesinde ihtilâlci" (aksiyoner) olamamıştır. Gerektiğinde risk alıp, karşısındaki yıkıcı unsurları (Halk Partisi zihniyetini) kökünden tasfiye edecek "hepçi" bir aksiyona girişmekten kaçınmıştır. Hasımlarını kahredici bir eylemle durdurmak yerine, sürekli "boynu bükük cevaplar" vermeye çalışmış, eylemsiz bir atılganlık ve sadece "pasif isyân" sergilemiştir. Partisini tek ve sağlam bir fikrî mihraka oturtup zıt kutupları tasfiye etmeyi bilememiş, "öldürmeyeni öldürürler" kanununun kurbanı olmuştur. Karşılaştığı zorluklar ve muhalefet saldırıları karşısında, ideal sahibi insanlara mahsus o "sert gözü karalığa" ve "imân cesaretine" sahip olamamıştır. Zîra Menderes, çilesi çekilmiş hiçbir dünya görüşüne, ideolojiye veya felsefî mektebe tam anlamıyla bağlı değildir. Bu merkezî ve ruhî otoriteden mahrûm olduğu için de yaptığı yollar, barajlar, fabrikalar gibi onca maddi imâr eylemi "hedefsiz" kalmış; ruh ve ahlâk kalkınmasıyla desteklenmediği için de bu aksiyonlar kör bir adamın odasını süslemesine benzemiştir. İhtilâl ve gerçek bir aksiyon yapacak cesareti (cüreti) olmadığı için, ihtilal yapmak isteyenlerin en müsait hedefi haline gelmiştir. Necip Fazıl, Adnan Menderes'in siyasî serüvenini ve bu fikir ve aksiyon noksanlığını şu sözlerle özetler: **Kader ona iktidar yolunu
Adnan Menderes
Siyasette mükemmeliyeti iki şey berbat eder... Din ve iktisat, siyasetin iki önemli unsurudur. Siyasetteki mükemmeliyeti din değil, yobazlık bozar. İktisada gelince, millet fakir dir ama dürüsttür. Siyaseti bozan fakru zaruret değil, suiistimaldir ... Farkına varmadığınızı sandığım endişelerim budur.'
Sayfa 161·Kitabı okudu
Adnan Menderes