Menderes çok yorgun ve bezgin bir havadaydı, boynu çöp gibi kalmıştı. Elinde bir defter vardı, mahkemeyi heyecanla izliyor ve elindeki deftere notlar alıyordu.
Benim ilgim Menderes üzerine yoğunlaştı. Bir ara tahminime göre elindeki kalemin mürekkebi bitti, kalemi oynattı yazmadığını gördü ve beni çok etkileyen bir olay o anda oluştu. Menderes yanındaki bakan arkadaşının kulağına eğilerek bir şeyler söyledi. Benim tahminim kalemi olup olmadığını sordu. Soru sorduğu arkadaşı birden eliyle koluyla hiddetli bir şekilde, benim de duyacağım bir tarzda "Mahkemeyi izliyorum, beni rahatsız etme" diye Menderes'e cevap verdi. Zavallı Menderes'in kafası önüne düştü, öyle kalakaldı. Bu davranış bana çok dokundu. Kendi kendime "Erol, sakın ola ki siyasete girme, siyaset çok iğrenç bir şey" dedim.
Bu arada bu konuşmanın farkına varan mahkeme başkanı: Ne oluyor, mahkemenin sükûnetini bozmayın, diye konuşunca Menderes iyice kabuğuna çekildi ve celse bitinceye kadar başı öne eğik perişan bir vaziyette oturdu. Bir ara durumu fark eden Celal Bayar eğilip Menderes'e bir şeyler söyledi, Menderes başını sallamakla yetindi.