Sadece polisiye bir roman değil bu eser. Aynı zamanda içinde yaşadığımız topluma ve coğrafyaya ne kadar yabancı olduğumuzu da gözler önüne seren bir gerçek.
Eser boyunca hem bize başka dinleri öğretip hem de okuyucuyu avcunun içinde tutuyor.
Son zamanlarda insanlarımızın görmezden geldiği Türkiye yakın tarihine de göndermeler mevcut.
“İnsanlık bitti...Hepimizin ortak vurdum duymazlığı, ortak acımasızlığı, ortak cahilliği bitirmişti”
Beyoğlu’nun En Güzel Abisi, Ahmet Ümit
Yozlaşma, bireylerin kendi konfor alanlarına hapsolmasıyla değil, başkalarının yaşadığı acılara karşı sağırlaşmasıyla başlar. Çevrede olup biten haksızlıklara karşı gösterilen tepkisizlik, adaletsizliğin zehirli bir sarmaşık gibi hayatın her alanına yayılmasına zemin hazırlar. İnsan, sadece kendi güvenliğini önceleyip çevresindeki sessiz çığlıklara kulak tıkadığında, ruhundaki en temel değerleri yitirir.
Oysa insanı insan yapan en önemli özellik, başkasının derdini dert edinebilmek ve adaletsizliğe karşı ortak bir vicdan örebilmektir. Küçük görünen bir yanlışı düzeltme çabası, sandığımızdan çok daha büyük bir değişim dalgası yaratır ve etrafına umut saçar. Görmezden gelmekten vazgeçtiğimiz her acı, yok olduğu sanılan insanlığı yeniden var eden bir adıma dönüşür.