Bizim aile, babaannem, babam ve halam, Muş’tan Konya’ya mecburî iskânla sürgün geliyorlar... Şanlı Hamidiye Paşası Hayderanlı aşiret reisi Kör Hüseyin Paşa’nın kızı ve namlı İzzet Bey’in hanımı Hanife Hanım, yani babaannem, biri bir, diğeri üç yaşındaki iki çocuğu ve sürgüne yollanan diğer yakınları ile Konya’da... Basiretli ve hâkim tarafıyla, çevresindeki kadın ve çocukların, onun tedbirine bakan bir yanı var!.. Halam, çocuk yaşta, askeriyeye elbise dikilen bir yerdeki yüzlerce kadın ve çocuk işçiden biri... Bir gün, eline eski bir lâmba geçiyor ve "bir nal tamam; şimdi üç nal ve bir at lâzım!" hesabı, kendi kendine bir söz veriyor: "Evim olacak ve bunu ona asacağım!"
Fakirliğin yüce ideali!.. Evi değil, evleri oluyor ama, sahip olma duygusu 70 yaş eşiğinde hâlâ onu bırakmış değil!.. İri yarı bir gövde, tuttuğunu koparan inatçı ve asabî bir mizaç... O kadar engellenemez bir hırs ve üzerine düştüğü işi devşirme azmi var ki... Ama hedefler hep çöpten!.. Ne olmak ve nasıl olmak sorusunun cevabını tüttürücü bir eğitim olmayınca, sel suyu gibi yıkıp devirip giden ve çevresini enkaza döndüren hazin bir hayat!..
Vâridât: Hala, "KEDİ KEDİ OLALI″ başlıklı 29 Eylül bölümü, İBDA Yayınları.