Annesini kaybettikten sonra onu belki de tekrar hayata getirme amacıyla, annesi hakkında yazan bir kadın. Anne-kız ilişkisini tüm iniş çıkışlarıyla o kadar güzel betimlemiş ki! Kendimden çok fazla şey bulduğum, belki de karakterle kendimi en fazla özdeşleştirdiğim kitap oldu. Ne kadar etkilendiğimi şöyle anlatayım; bitirdikten sonra boğazımdaki düğümle kaktım anneme sarıldım. Annie Ernaux yalın diliyle, oldukça sert ve dokunaklı bir ağıt yazmış bize..
Annie Ernaux, yalnızca kendi hayatından yola çıkarak, aslında bütün kadınların hayatını gözler önüne sermekle kalmaz; aynı zamanda yaşadığı ait olduğu sosyal çevresini de bizlere aktarmayı amaçlar. Yapıtlarının bu özelliğinden ötürü onlara birer otososyobiyografi diyebiliriz. Bu terimi yazar bizzat kendi bulmuştur. Bu terimle demek istediği, yapıtlarında kendi hayatından bahsederken aynı anda anlatılan hayatın arka planında bize o dönemin sosyolojik manzarasını da aktarmaya çalışmasıdır. Yani, kendisinin Fransız edebiyatına otososyobiyografi kavramını katmasıyla bir devir başlatmış diyebiliriz.
Öncelikle kitabın genel hatları ile başlayalım. "Bir Kadın" kitabında Annie Ernaux hastanede kalan Alzheimer hastası annesi, onun ölümü ve ölümünden sonra geriye dönük anne-kız ilişkilerini anlatıyor ve deneyimlerini bizlere sunuyor. Çocukluğu, gençliği ve yetişkinliği olarak üç kategoriye ayırabileceğimiz bu kitapta, benim en çok etkilendiğim nokta Ernaux'nun annesiyle olan hem çatışmalı hem şefkatli ilişkisini adeta filtresiz sunuyor gibi olması. Her bir satırı okurken sanki Ernaux ile bir kafede beraber kahve içiyor ve karşılıklı muhabbet ediyormuşuz gibi hissetmiştim ve bu samimiyet benim içimi ısıttı. Kendisiyle anne-kız ilişkisi noktasında benzer deneyimlere sahip olmak da elbette ki beni içten etkiledi.
Zaman zaman aşağılık kompleksi hissediyor, bazen isyankar oluyor ve annesinin en tasvip etmeyeceği şeyi yapıyor, birbirinden uzak iki kuşağın çatışmasını anlatmakla kalmıyor aynı zamanda kendi açısından anlatma zorluğunu da anlatıyor ve bunu hissettiriyor.
“Annemin sert mizacını, sevgi patlamalarını, sitemlerini sadece karakter özellikleri olarak düşünmeye değil, aynı zamanda onun geçmişine ve toplumsal durumuna oturtmaya çalışıyorum. Bana gerçeği yansıtma yolundaymış
Annemle ne zaman bir konu yüzünden tartışmaya başlasak, biraz uzayınca o konu hemen kendisine dönüp,,
- Anneciğim bugün biraz sinirlisin sanırım, bu konuyu daha sonra sakin bir zamanda konuşalım mı?? Derken,
Benim o anda beklediğim cevap; "olur kızım sakin bir zamanda konuşalım tabii, haklısın.."
Annemin o sırada bana verdiği cevap,
- Başka zaman konuşamayız, şimdi konuşulacak her neyse.!
Aynen bu şekilde, yani bazı zamanlar onu sakinleştirmek o kadar zor oluyor ki, resmen kadın siniriyle evi yakacak. 😂🩷